8/1


INTERPOL YENİSİ
New York'un yakışıklı grubu Interpol'un Our Love to Admire adlı yeni albümü Temmuz ayında piyasada olacak. Heyacanlanmamak elde değil zira benim nazarımda 2000'lerin en iyi 3-5 grubundan biri olan, neredeyse tüm şarkılarını delicesine sevdiğim eşsiz bir grup. Onlarla aramda bir hoşlantı var, kabul ediyorum... Yeni albümün ilk single'ı The Heinrich Maneuver da radyolarda dönmeye başladı bile. Yine hayli sert, melodik, melankolik, klastrofobik, kasvetli ama diğer yandan yürek burkan bir şarkı. Tarz bildik ama görkem her seferinde katlanarak artıyor. Interpol coşuyor, coştukca coşturuyor. Yaz festivalerine salak-saçma gruplar gelirken insan Interpol gibi kanlı-canlı bir grubu naklen izlemek istiyor.

Etiketler:

Arctic Donkeys - Favourite Worst Nightmares
2.4/10

[Arkası Yarın]

Etiketler:

BJORK - VOLTA
Deli Saçması
7.1/10
Bjork
gitgide matruşkalaşıyor. İçinden kimi zaman yürek hoplatan bir parçasını çıkarıyor, kimi zamansa kusmuğu fışkırıyor. Yeni albüm Volta, şarkıcının yediğini istifrasıyla sonuçlanmış. Herkesin kabul edeceği üzre müzik arenasının en ayrıksı isimlerinden olan Bjork, bundan aldığı destekle her seferinde kendini yıkıp yıkıp inşa ediyor. Onun derdi de güzel albümler yapmak değil, tuhaf şarkılar yaratmak aslına bakarsanız. Yaratıcılığı da su götürmez bir şarkıcı. Bir önceki albümü Medulla'da enstrümanları rafa kaldırıp kaydeden Bjork'un rotasyonu belirsizlikler üzerine kurulmuştu.

Yeni albüm öncesinde biraz eğlenmek istediğinden dem vuran müzisyen, bu yüzden olsa gerek soluğu milyoner rap prodüktörü Timbaland'a almış. Timbaland'a sırtını dayaması çoğunluk tarafından Amerika, popülarite daha fazla satış olarak yorumlanmıştı. Beraberliklerin sonucu Earth Intruders vahşi bir şarkı. Adeta bir yamyam marşı. Şarkıcının alamet-i fahrikası olan çığlıklarına yedirilen Afrika perküsyonları ile mahşeri bir pop şarkısı olmuş. Diğer ortaklık Innocence ise Bjork'un Tricky ve Goldie ile geçirdiği zamanların ikramiyesi gibi. Hit olabilecek bir şarkı lakin kafaya balyoz etkisini de muhafaza ediyor. Son işbirliği Hope ise Bjork'un doğuyu da es geçmeyeyim dediği, vasatı aşamayan bir şarkı. Yani Timbaland olmasa da olurmuş, Nelly Furtado'yu alıp zirveye taşıyan prodüktörün Bjork'e katkısı varla yok arasıymış. Albümün en iyilerinden birisi Vertabrae by Vertabrae. Bjork kasveti burada hayli belirgin. Savaş seromonisini andıran bir müzikle desteklenen güçlü bir şarkı. Delcare Independence ise albümün sıradışı şarkılarından. Tastamam bir Nine Inch Nails şarkısı. Trent Reznor olsaymış, güzel bir düet çıkarmış ortaya. Bjork bu şarkıda ayrıksılığını tüm dünyaya haykırıyor. Zirve anlarından biri.

Gelelim albümün güzeli, melek sesli Antony'e. 10 şarkılık albümün ikisinde Antony karşımıza çıkıyor. İlki olan Dull Flame Of Desire albümün demirbaşı. Rüyalarda bir araya gelebilecek iki isim Antony ve Bjork içlerindeki tüm kasveti yansıtıyor. İmkansız bir aşkın dışa vurumu sanki. Albümün kapanışında tekrar bir araya geldikleri diğer şarkı My Juvenile ise ilki kadar iyi olmayan, ne zamanki Antony devreye giriyor, o anlarda devleşen bir şarkı. İşin aslı bu albümün yaldızını belirgenliştiren de Antony'li sekanslar. Anlaşılan Bjork havayı iyi kokluyor, Antony'i kafalamasından bunu anlayabiliyoruz.
Bjork matruşkasından daha ne personalar çıkacak bilimez, ama uyguladığı bu formülle kendi ipini kendisinin çektiğini yavaş yavaş anlaması an meselesi. Evet, Volta, Bjork işlerine nazaran vasat kalan bir albüm ama yarıştaki diğer rakipleri göz önüne aldığımızda liderliğini bir süre daha kimseye kaptırmayacağı da kesin. Tabii insanoğlu bu duygusuzluk kraliçesine daha ne kadar dayanabilir, alın size taş gibi bir muamma.
MP3: Bjork & Antony - Dull Flame of Desire
MP3: Bjork - Declare Independence

Etiketler:

PURESSENCE
İngilizlerin haşmetli yayın organı Guardian, 'Fazla saklayamayacağınız en iyi sırrınız' yorumuyla grubu onore etse de beklenen popülarite gelmek bilmiyor. Olmuyor olamıyor, Manchester sahnesinin melankolik gruplarından Puressence 1. lige transfer olamıyor. Bazı grupların kaderi de bu olsa gerek deyip gerginliğimizi dizginlemekte fayda var... Grubun solisti James Mudriczki hayli içli bir sese sahip, yüksek perdeden çığlıklarıyla Roy Orbison'ın vahşi modelini anımsatıyor. Bu bile onlara vurulmamıza yetiyor aslında. 1998 yılında çıkan ikinci albümleri Only Forever yılın en iyilerinden olması bir yana, This Feeling, It Doesn't Matter Anymore ve All I Want şarkılarıyla grubun başyapıtı sayılıyor. 4 sene ara verip çıkardıkları 3 numaralı albüm Planet Helpless da hakikaten iyi bir albüm olmasına rağmen grafik aynı seyirde sabit kalıyor. 'Millet, her grup da 10 milyon satcak değil ya', diyerek yazıda eksik olan sempatiyi ilave ediyoruz. Hem, düşünelim sevdiğimiz çoğu grubun neden yeterince 'büyük' olamadığını? Aramızdaki elektirik bu denli güçlü olabilecek miydi, bakalım?
MP3: Puressence - This Feeling
MP3: Puressence- How Does It Feel
MP3: Puressence - Street Lights
MP3: Puressence - All I Want
myspace/puressence

Etiketler:


STRANGELOVE
Onlara ait ilk çağrışım Suede. Hatta öyle ki Brett Anderson, Strangelove için dünyanın en iyi grubu yakıştırmasını da yapıyor eskilerde. Gel zaman git zaman yapılan saklı hazineler listesinde adı geçen grubun ismi ne zaman geçse heyecanımız durulmak bilmiyor. Malum kalbimizi bir kere esir almışlar. Kapıldık gidiyoruz. Kariyerleri boyunca 3 albüm yayınlayan grup yürek burkan şarkıları ile akıllara kazındı. Solist Patrick Duff'ın Brett Anderson'dan Scott Walker'a yol alan vokali ile devleşen anlara imza attılar. Patrick'in Brett ile düeti She's Everywhere grubun zirvelerinden biri oldu. Strangelove güzel bir düştü, aramızdan bazıları müptelası oldu, gerisi için hayat akmaya devam etti.
MP3: Strangelove - She's Everywhere
MP3: Strangelove - Sway

Etiketler:

SUBCIRCUS
Strangelove, Ultrasound, Orlando, David Devant and His Spirit Wife, Subcircus... Mazide kalan bu grupların sevenleri de yok değil. Hepsi de 90'ların Brit-pop çöğlüğünde takılı kalıp, adanın karşısını göremediler. Var oldukları süre boyunca iyi işler sundular, az da olsa yol aldılar. Önlerine çıkan engelse yeni bir şey bulamamaları oldu. Neticede arada kalanlar kategorisinin gösterişli üyeleri sıfatını aldılar ama üzerlerine yapışan bu 'benzerlik' vasfını da atamadılar. Subcircus da bu kafileden... Tuhaf makyajları, ilginç saç kesimleri ve alevler saçan sahne şovları ile geçtiğimiz on yılın enterasan gruplarından biriydi. Ekseriyetle Suede ve Radiohead kıyaslamaları ise grubun geleceğini de belli etmişti. 1996 yılında Melody Maker'a bırakılan ilanla biraraya gelen topluluk küçük barların büyük atmosferinde deneyim kazanarak ilk albüm Carousel'i çıkarıyor. Sağda solda iyi eleştiriler de alıyor, U Love U şarkılarıyla radalar üzerlerine çevriliyor. 86'D single'ı da başarılı oluyor. Bahsedilen başarı satış grafiği ile ters orantılı zira grup hiç bir zaman Top 40 heyacanı yaşamıyor. Londra'dan yol alan grubun vokalisti Peter Bradley 1998 yılında Velvet Goldmine adlı azgın glam gençliğin idolu olan filmde Brian Ferry karakterinde şarkı söylerken bir ara gözüküyor. İşler değişmiyor, yeni takipçiler gelmiyor. 2000'de Are You Receiving? adlı ikinci ve son albümleri çıkıyor. Yılın 14 Şubat'ına hediye edilen Sixty Second Love Affair single'ları ile iflah olmaz Brit-pop manyaklarının kalbi de çalınmış ve kazınmış oluyor. Geriye bazılarımızın es geçemeyeceği derecede güzel şarkılar kalıyor.
MP3: Subcircus - Sixty Second Love Affair

Etiketler:

Rufus Wainwright - Release the Stars


8.5/10
Rufus Wainwright bir müzisyen. Müzisyen lafının karşılığı sizi yanıltmasın; o şarkı söylemek için doğanlardan. Artık herkesin ümidi kestiği şarkıyazarlığı geleneğinin sağlam taşlarından biri. Şarkı sözlerine ayrıca göz atacağınız, klasik formu benimsemiş yegane temsilcilerden. Haliyle Rufus sadece söylemiyor, gelişigüzel takılmıyor, tüm ruhunu yapıtlarına yediriyor. Bu yüzden ki sevenleri ile Rufus arasında yıkılmaz bir aşk bağı var. Aşk ise müzisyenin can damarı, her şarkısının yolu nihayetinde aşkla kucaklaşıyor.

15 Mayıs çıkışlı 5 numaralı stüdyo albümü Resease The Stars güçlü orkestral düzenlemelerin hakim olduğu başarılı bir iş. Pop opera türünde şarkılar besteleyen Rufus, yineyeniyeniden piyanosunun büyüsünü, keman ve diğer yaylılarla buluşturuyor. Sesindeki naiflik de ortaya çıkan görkemin önemli bir ayağı. Bu albüm de müzisyenin her albümü gibi gösterişli ve hayal kırıklığı yaratmayacak bir çalışma. Prodüktör koltuğunu paylaştığı Neil Tennant (Pet Shop Boys) ile güzel bir uyum sağlanmış... Açılışı alan Do I Disappoint You pop opera tarzında, güçlü ve melodik bir iş, nakış gibi işlenmiş bir şarkı. Sonlarına doğru kendimizi Rufus'un yaydığı atmosferde kaybedeceminiz bir şarkı. Albümün zirvelerinden biri. İkinci sırada yer alan Going To A Town ise ağır bir balad; 'ağır' lafı ile sarsılmayın hemen, hayli romantik bir şarkı. Amerikan tarzı yaşama çomağı sokan, 'Amerika'dan öylesine sıkıldım' sözleri ile başka diyarları düşlüyor burada. İşin aslı nasıl oluyor da Amerika'da ikamet etmeye devam ediyor, aklımız almıyor. Daha çok Paris'e ya da herhangi bir Avrupa ülkesine yakışan birisi... Albümün pop zirvelerinden biri olan Between My Legs'de ise hiç olmadığı kadar eğlenceli ve müzikal hayatının en ayrıksı duraklarından birinde geziniyor. Rufus'un orkestradaki tüm enstrümanları coşturduğu vokali ile dinamizmi körüklediği bir şarkı. Şarkı başlar başlamaz Joan Wasser -Joan As Police Woman-'ın Oh my god demesi mükemmel gitmiş. (Joan Wasser, albümün yıldız konukları arasında, bu arada.)Yanından eksik etmediği melankoliyi kapı dışarı ettiği hayli eğlenceli bir iş olmuş. Bir diğer şarkı Sanssouci de albümün zirvelerinden, Rufus'un mükemmel sesi ile dinlenmesi elzem olanlardan. Albümün son parçası Release The Stars eski Hollywood hayatına gönderme yapan, görkemli bir kapanış.

Rufus Wainwright müziği ile diğerlerinden ayrılan bir şarkıcı. Aşka bulanmış şarkıları, gösterişli bir vokal ve zengin müzik şöleni ile sıradışı bir adam. Bu saatten sonra kendisine yeni sevenler edinemez ama ona bir kez kendini kaptıranların sayısında da eksiklik olmaz. Release The Stars senenin en güzel ve dolu albümlerinden.
MP3: Rufus Wainwright - Between My Legs
MP3: Rufus Wainwright - Going to a Town

Etiketler: ,

MARK RONSON - VERSION
5/10
Amy Winehouse nerede ben orada, ben nerede Amy orada. Back To Black zaferi ile günümüzün en dişli müzisyenleri sıralamasında başa oynayan bu zatı vakit kaybetmeksizin bizimkilerden birisiyle karşılıklı koltuklara oturtabilirim... Yaşı 20'yi sollayanlar Tuğçe San'ı hatırlamakta güçlük çekmez. O starlığa giden yolda harcını da sıvasını kendisi yapanlardandı. Tuğçe Saaaan geliyooorr diyerek alarmı verip, ardından Türk filmlerinde fahişe rolü oynayan her kadını kıskandıracak üsluptaki sonu gelmez korkunç/vahim kahkasını ata ata şarkılarını söylerdi. Koca koca yılanları boynuna dolayıp yaptığı şovlar ise (tadından yenmezdi -şaka tabii ki, bu şekilde cümle sonlanır mı?) insanda şu soruyu akla getirirdi: Hangisini öpmek isterdim? Ben Tuğçe San'ı severdim, büyük ihtimalle tercihimi de ondan yana kullanırdım. Ümit ediyorum ki o yine gelecek ve yine korkutacak...
Gelelim yabancı versiyonu Amy Wineouse'un da dahil olduğu bir projeye. Amy'nin Back To Black albümünde prodüktör koltuğunu kapan isim, Mark Ronson ikinci albümü Version'ı yayınladı. The Jam'den Britney Spears'e uzanan isimlerin şarkılarının cover versiyonlarını içeren albüm radyoların çıkardığı toplama albümlere benziyor. İşin aslı The Zutons 'ın Valerie'sinin yeni yorumu ve The Smiths'in kadri en az bilinen şarkılarından Stop Me If You Think You've Heard This One Before'un yeni hali iyi düzenlemelere sahip. Britney Spears'ın canavar hitlerinden Toxic de sınıfı geçiyor ama geri kalan çoğu şarkı prodüktörün müzikal arena için pazarlanmış portfolyosu gibi duruyor.
MP3: Mark Ronson - Valerie (Feat. Amy Winehouse)
MP3: Mark Ronson - Stop Me

Etiketler: , ,

HITLER
MY HEART

Etiketler: ,

dalga dalga


M.I.A. TRAM SIOBHAN DONAGHY PAULA COLE
Halen kimileri üşenme nedir bilmeyen bir ısrarla soruyor: Ne tarz müzik dinlersin? Bu sual belki de hayatta duyup duyabileceğimiz en sıradışı olanlarıdan biri. Hakikaten de kimileri kendilerini bir cendereye sıkıştırmaya meyilli. Abesi yaran bu sualin hakkını verebilenlere buradan selam olsun, Allah onların yardımcısı olsun, ne diyebiliriz başka? İşin aslı, 'Ben eklektik takılırım, kafama göre dinlerim abisi' yanıtı da ne onları ne de sizi tatmin eder. Cumartesi Cumartesi böyle bir konu üzerinde kafa patlatmaksa yaşanabilecek en büyük ızdıraplardan. E, madem bozmadan keyfimizi aslolanın şahı olan müziğe ışınlanabiliriz. Elimde 4 adet şarkı var.
M.I.A.: Arular adlı ilk albümü ile janrları delip geçen, başta Björk olmak üzere herkesi şaşkına uğratan, 2005 yılı Mercury müzik ödüllerinde Antony and the Johnsons barajına takılan, son yılların en fantastik ismi. Yeni albümü Kala'dan çıkan ilk kayıt Bird Flu. 10 numara bir şarkı.

Siobhan Donaghy: Sugababes treninden ilk atlayan, grubun en güzel ve enyetkin üyesiydi. Geleceği erken görmüş olmalı ki hızla solo albümü için çalışmaya başlar ve pop müzik sularını dalgalandıran güzellikte bir albüm çıkarır: Revolution in Me . 2003'deki bu albümün alamet-i fahrikası ise Overrated olur. Kusursuz bir pop şarkısı... Siobhan Donaghy ise güzeller güzeli bir şarkıcı. 25 Haziran'da yeni albümü Ghost piyasa yüzü görecek.
----
Paula Cole: Where Have All the Cowboys Gone?
Tram: Three Years

Etiketler: , , , , ,

Panda Bear - Person Pitch
8/10
İnsanların gitgide duygusuzlaşması yeni bir haber değil. Cümleten robotlaşıyoruz, gözümüz aydın. Şükür ki müzik biraz olsun duygularla bir hareket ediyor. Hele bazısı var ki insanı kendi girdabında mıhlayabiliyor. Panda Bear'ın Person Pitch albümü de bu yüzden hayli değerli bir çalışma. Kelimenin tam anlamıyla ruhani bir müzik ile karşı karşıyayız. Panda Bear kod adlı kişi Animal Collective'den Noah Lennox. 2004 yılı solosu Young Prayer sonrası çıkan Person Pitch'de bu sefer daha yetkin ve daha açık fikirli.
Ama hatasız bir albüm de değil, tek eksikliği yeterince özgün olamayışı. Beach Boys dinleyenlerin kafadan yakınlık kurabileceği benzer bir müzik ve ilginçtir grubun solisti Brian Wilson'a acayip derecede benzeyen bir vokal. Ama biliyoruz ki müzik tekrardır. Beğendiklerini seçip bunlardan yeni bir şey elde etmek de kolay değil takdir edersiniz ki. Panda Bear bunu başarmış. 60'lara olan yakınlığını modern zamanlara yedirebilmiş ne mutlu ki. Başlı başına güzel bir albüm, bu yüzden favori şarkılar şunlardır, ya da bundan başlayın demeye gerek yok. Hepsi de ruhani, düşsel, hoş melodilere sahip şarkılar. Flaming Lips ve Mercury Rev ile de aynı ufuk çizgisinde bir ses örgüsü mevcut ama daha az elektirikli halini içeriyor. Müzik yavaş yavaş ilerliyor, ne yoruyor ne sıkıyor. Ama hepsi de aynı yerde mevzileniyor: Güzel bir hayalin tam ortasında... Büyülü bir albüm bu, kolayca esiri olcağınız bir müzik. Person Pitch senenin en güzellerinden.

MP3: Panda Bear - Comfy In Nautica
MP3: Panda Bear - Bros
MP3: Panda Bear - Ponytail

Etiketler:


MANIC STREET PREACHERS - SEND AWAY THE TIGERS
OLAY OLAY OLAY
Manics aşağı Manics yukarı! İçimdeki ejdarhayı çıkarmaya Send Away The Tigers geldi. Let's chase the draggon deme sırası James Dean Bradfield'de. Biliyoruz ki yalnızca aşkımız yetmez onları göklere transfer etmeye, daha fazlasının fazlasını hak ediyor Galler'in ses mafyası. Bomba gibi dönüyorlar. Hatırlayalım, albümün ilk muştusunu Cardigans Nina Persson ile yapılan taş gibi düet Your Love Alone Is Not Enough ile yüreğimize yerleştirmiştik. Albümün pop zirvelerinden birisi bu şarkı. Geçtiğimiz ayın ortalarında grubun sitesinde bir diğer şarkı Underdogs'la ateşimiz yeterince yükselmişti. Birkaç gün evvel ise yeni albüm Send Away The Tigers korsanların becerisiyle nette paylaşıma açıldı. Netekim narkoz etkisi yarattı bende; nicedir dinlediklerim beni benden almıyordu ama Manics halen cazibesini muhafaza eden bir topluluk olarak gösteriş yaymaya devam diyor. Baştan söylemem icap ediyorsa bu albüme bayıldım. Kendimi jiletlemek istiyorum neredeyse. 7 numara Autumnsong nedir öyle, depoladığı enerjiyi atmam için başkente gidip birkaç politikacıyı doğrasam, boğazlasam, parçalasam anca kendime gelirim. Ama durmak yok. Kendimle çelişiyorum, fakındayım ama dinledikce patenti bana ait olan yepyeni dans figürleri geliştiriyorum. Hepsi de Manics'e feda olsun. Nasıl da özlemişim onları, ne kadar dinlesem doymam diyorum. 10 numara Winterlovers'ın mahşeri gürültüsü içimdeki iblisi giderayak kovacakken aniden John Lennon'ın kendisinden büyük şarkısı Working Class Hero -bir diğeri Imagine- cover'ı devreye giriyor. Enfes! Bu da bize onların bir ömür siyasilerin ensesinde olacağının sinyallerini veriyor.
Suede ve Pulp ile beraber 90'ların 3 silahşörlerinden biri olan Manic Street Preachers yolunda tek kalsa da, yalnız olmadıklarını bilmeleri gerekiyor. Böyle müzik yapan adamları ne aklımız ne de ruhumuz püskürtmüyor, mıknatıs gibi çekiyor. Send Away The Tigers yılın en güzel albümleri yarışmasında başa oynuyor.
Birkaç kez daha dinledikten sonra albüm inceleme yazım yineyeniyeniden buralarda olacak.
8.6/10

Etiketler: ,

The Field - From Here We Go Sublime
7/10
Bir belgesel düşünün; aşamalı olarak robotların hazırlanışı konu alan. Yalnız bu belegeselin sonunda robotlar dünyayı esir alma derdinde değil. Amaçları sadece diskonun yolunu tutmak. İsveçli müzisyen Axel Willner -The Field- işbu konuda amacına ulaşmış. Tüm robotları dans pistine,tek sıra halinde yollamış. Hepsi de, tahmin ettiğiniz gibi aynı şekilde, kuralları bozmadan dans ediyor. Robolara eşlik edenlerse kafayı çekmiş, asit çağı çocukları. Ellerinde son moda uyuşturucular... Hiçbiri de zıvandan çıkmıyor ama. Yerli yerinde, neredeyse ebeveynlerin bile işaret parmağını kaldırıp sallamayacağı tüden minimal tekno şarkılar bunlar. Baylar bayanlar, merdivenden kayanlar önümüz yaz! Fazla kilolarınızla başınız dertte mi? E, o zaman The Field tam sizin için bir albüm yapmış: From We Go Sublime. Ama bu albümle kilo vermek isteyenler yaza doğru değil de, yaz bitirken istediği forma ulaşabilcekler. Asla sizi deli gibi hareket ettirecek şarkılar değil. Yavaş yavaş, narin narin, kendinizi yormadan/bozamadan/zorlamadan... Buna ilaveten güzel bir sevişme müziği olabilir The Field'ın yaptığı. Erkenciler bu konuda şansız tarafı oluşturanlar, geç gelmeleriyle övünenlerin referans alacağı bir albüm bu ama. İşte albümün yayamadığı duyguyu siz -çılgınlar gibi, dermişim- sevişirken oluşturabilirsiniz. Tek tek güzel şarkılar, hepsi birden olunca işler değişiyor. İnsan daha evvel daha iyisini yapmış olan Orbital, Underworld falan dinlemek istiyor. 7 puan sizi yanıltmasın, kendi içinde tutarlılığı nedeniyle verdim.

Etiketler: , , ,

KISA DALGA

Prefab Sprout: İngilte çıkışlı, 80'lerin en güzel gruplarından biriydi, mükemmel pop denince akl a ilk gelenlerden. Solist Paddy McAloon döneminin en iyi şarkıcı şarkıyazarlarından. Başyapıtları Steve Mcqueen -bu albüm Amerika'da isim hakları nedeniyle Two Wheels Good ismiyle basıldı- halen son 30 yılın en sıkı albümlerinden. The Smiths ile aynı ufuk çizgisindeler. Favori gruplarımdan. Onlara karşı bir hoşlantım var diyebilirim.

John Barry: Gerçek bir dahi. Halen en ilham alınacak müzisyenlerden. Birkaç Oscar heykelciği ile beraber, James Bond, 70'lerin taşaklı dizilerinden The Persuaders, Diamonds Are Forever, Kurtlarla Dans, Midnight Cowboy ve daha nice film müziği bestelemiştir. Yaşayan efsane, yaşayan hazine değerindedir. Portishead, Goldfrapp, Barry Adamson, Black Box Recorder, Perry Blake'in de aralarında olduğu sayısız isme yolu açan, büyüsünü bulaştıran eşsiz müzisyen. Saygılarımı sunuyorum.


Stiff Little Fingers: Maalesef, ne zaman adları geçse, Clash ile beraber anılan grup. İrlanda'nın Clash'e Cevabı olarak lanse ediledi. Haliyle Clash'in alıp başını yüremisiyle istediği pozisyona gelemedi. 4 cümlelik yazımda bile Stiff Little Fingers'dan bir kez, Clash'ten ise 3 kez bahsettiysem varın siz düşünün gerisini. Aşağıda yer alan şarkıyı ise sanki Manics söylüyormuş gibi. Çok sağlam bir şarkıdır. Baba bir şarkıdır.


Flaming Lips: Hakikaten zamanında 4 disklik bir albüm yayınlayan ve bu disklerin 4'ünün bird en aynı anda çalınmasıyla istediğini olan grup. Syd Barrett'in çılgın fikirlerini kendi oluşturdukları uzay esaslı tuhaf müziklerine yedirerek günümüzün en ilginç gruplarından birisi olmuştur. 99'daki mükemmel albümleri The Soft Bullettin ile dostu düşmanı kıskandırmış, bir sonraki işi Yoshimi Battles the Pink Robots ile Radiohead gibi kendi derinliğinde kaybolan gruba da siktir çekmiştir.

Carnation: Şahane grup The Jam için hazırlanan tribute albümde, Ocean Colour Scene solisti Steve Cradock ve Oasis'den Liam Gallagher'ın beraber kaydettikleri şarkı. Feci güzel bir birliktelik bu, şarkıyı alıp yeniden yaratmışlar -adeta-.

Etiketler: , , , , ,

Bill Callahan - Woke On A Whaleheart
9.2/10
Gün yüzü görmeyen biri Bill Callahan. Etrafındaki sisi bertaraf etmeyen, iyimserlik nedir bilmeyen, bunu yakalamaya yeltenmeyen bir adam. Smog olarak tanıdığımız Bill Callahan 20 yıldır söküp atamadığı buhranı muhafaza eden günümüzün en önemli ozan şarkıcılarından. Bir başkasının elinde kabusa dönüşecek şarkılar Callahan'ın yıkıp yıkıp inşa ettiği dünyasında yeni filizlenen çiçekler olarak ruha karışıyor. Feci bariton sesiyle, her ne söylese kanı donduran güçlü bir müzik icra ediyor. İçinde yer aldığı tok sesli, bed ruhlu ozan şarkıcıların hemen hepsinde tanık olduğumuz içi boşaltılmış dünyaya yakılan ağıtlara yenilerini ekliyor. Cohen, Bob Dylan ile başlayan 90'lı yıllarda Will Oldham -Bonni 'Prince' Billy-, Lou Barlow ile devam eden bir geleneğin parçası Callahan. Hem de bu kez kendi adıyla bir albüm yapıyor: Woke On A Whaleheart.

Su gibi bir albüm bu, Callahan'ın en rahat dinlenebilir albümü olmuş. İlk göze çarpan -belki de gospele yatan vokallerin etkisi ile- şarkıcının zifiri karanlığa armağan ettiği hüznün durgunluğu. İnanılır gibi değil lakin Bill Callahan eğlenceli şarkılar da yapabiliyormuş. Footprint 4o yıl düşünsek aklımıza gelmeyecek cinsten, neredeyse dans ettirecek bir şarkı. Alt yapısı tastamam gospel olan bu şarkıdaki yaylıları buradan kucaklıyoruz. Diamond Dancer albümün zirvelerinden biri, her defasında yeniden dinlenilecek eğlenceli bir lo-fi şarkısı. Night ise Callahan tarihinin en iyilerinden, 3 dakikalık destansı bir yapıt. Sesini alçak perdeden kullandığı, minimal lo-fi bu şarkıda kullanılan çıplak piyano ile mükemmelin eş anlamlısı ortaya çıkmış. David Sylvian'ın su gibi şarkılarına benzeyen yapısıyla Sylvian'a saygı duruşu olarak alıyoruz. Albümün 9 numaralı son şarkısı A Man Needs a Woman or a Man to be a Man ise görkemli bir kapanış. Bill Callahan da görkemli bir müzik arayanlar için. Her defasında şapkadan çıkardığı bir dolu güzel parça ile tüm zamanların en güzel müzisyenleri arasında önemli duraklardan biri. Woke On A Whaleheart bu senenin en iyi 10 albümü arasında adını silinmeyecek biçimde yazdırıyor.

Etiketler: ,

16 HORSEPOWER - Sackcloth 'n' Ashes


Etiketler:

THE HIDDEN CAMERAS

Music Is My Boyfriend


Magnetic Fields, unutulmazlar arasındaki yerini alan 69 Love Songs'da aşkını 69 şarkıya yaymıştı. Senfonik/orkestral işçiliklerin nakış gibi işlendiği bu albümden ilhamı alan The Hidden Cameras 2000 yılında kurulan bir topluluk. Kanada Toronto çıkışlı grubun lideri Joel Gibb yaptıkları müziği kısaca gay folk church music olarak tanımlıyor. Haliyle Stephin Merritt ve Morrissey'den alışk olduğumuz homo-erotik göndermelerin bolca kullanıldığı sözlerle şarkılarını biçimlendiriyor. Müzik ise Belle & Sebastian, Beach Boys, Magnetic Fields'ın başarıyla sunduğu folk ve indie-pop türünde. Beach Boys'un kendini kaybettiği anları anımsatan güçlü gitarların devreye girdiği, Belle & Sebastian'ın yaylıları bozakmışcasına çaldığı anlarını düşünebilirsiniz. The Hidden Cameras'ın sahne şovları ise kabare havasında geçiyor. 20'ye varan grup elemanları sahne üzerinde yapmadıklarını bırakmıyor. Gerek sahnede soyunmaları gerekse seyircilere asılmaları -olay, olay, olay- sonucu performanslar interaktif hale geliyor. Grubun alamet-i fahrikası olan ironik Music Is My Boyfriend'in sözleri ile işbu vasata ulaşamayan yazıyı sonlandıralım:

i found music - and he found me
i gave him some tambourine - he gave me a scream
i washed his dirty underwear - he made me toast
music filled my mug with vaseline - i give him a choke

MP3: The Hidden Cameras - Boys of Melody
MP3: The Hidden Cameras - Day is Dawning
MP3: The Hidden Cameras - Music Is My Boyfriend
The Hidden Cameras Web

Etiketler:

Lucky Soul - The Great Unwanted
7.8/10
Camera Obscura için geçen sene unutulmazdı. Haklarında çıkan bir dolu güzel haber, konserler, iyi eleştiriler grubun altın çağına işaretti. Lucky Soul ise bu yılın şanslısı. Londralı grubun debut'su The Great Unwanted senenin en güzel pop albümü, neredeyse best of havasında. Hemen hemen herkes onları The Pipettes ile kıyaslıyor, benzer yönleri yok değil. İki grup da gücünü motown'dan, Dusty Springfield, Sandie Shaw gibi 60'ların ikonlarından alıyor, o yılların şeker popuna göz kırpıyor. The Pipettes daha bir parti havasındaydı. Lucky Soul ise kusursuz pop melodileri yaratabilen ve bunu modern halde sunabilen bir grup. Solist Ali Howard'ın sesi Nina Perrson ile benzeşiyor -Nina'nın çocuk sesli haline-. Phil Spector prodüksüyonu gibi duran bu albümde orkestral düzenlemeler şarkıları olduğundan daha güçlü göstermiş. Albümle aynı taşıyan The Great Unwanted'ın yakalayıcı melodisi, Ali'nin bahar havali vokali ile şimdiden klasik olabilecek bir şarkı. Hemen hemen her şarkı eğlenceli ama Baby I'm Broke şarkısı Cardigans'ın melankolik baladlarını hatırlatıyor. Lips Are Unhappy albümün en melodik işlerinden, 'Shake, shake, shimmy' sözleri de direkt 60'lardan. Melodi, melodram ve melankoli: The Great Unwanted. Bu günlerde dinleyebileceğiniz en güzel pop albümlerinden biri.

Etiketler:


CLIENT - HEARTLAND
6.2/10
Dubstar ve Technique 90'ların 80'lerden kurtaramadığı iki gruptu, mazide kaldılar. Client bu iki elektronika harikasının yeni versiyonu. Tabii elektronik derken Indie-pop süzgeçinden geçmiş olanı. Erken dönemden Saint Etienne, yenilerden Goldfrapp ve Sarah Nixey'in başını çektiği bu müziğin temel sorunu karbon kağıdından çıkmış hissini uyandıran benzer şarkılar. Pet Shop Boys, Human League ve Depeche Mode seslerini yeniden pişirip sunuyorlar. Goldfrapp içlerinden en yetkini ve cazibelisi. Sarah Nixey'in geçtiğimiz aylarda çıkan debut'su Sing, Memory de bu müziğin zeki haliydi. Client ise ortalarda seyreden, iyi şarkılar yapan gösterişli bir grup. Seksi ve soğuk takılan 2 kıza, yine seksi ve soğuk takılan başka bir kızın gelmesiyle artık 3 kişiler de. There's no music on my radio nakaratı ile hatırlanan Radio şarkıları bu güne kadarki en büyük hitleri.
Yeni ve 3 numaralı albümleri Heartland ise daha evvel ne yapmışlarsa ilerleme gereği duymadan yine aynısını yaptıkları bir iş. Albümün her tarafına yayılan synth pop nağmeleri, varsa yoksa 80'ler diyenleri mutlu edecek şüphesiz. Lights Go Out şarkısı Pet Shop Boys gibi başlayan Goldfrapp olarak devam eden güzel bir şarkı. Client'ın sesi de Neil Tennant'a acayip benziyor hem. Drive'da alanen Black Box Recorder etkisi mevcut. Adam & The Ants klasiği Zerox Machine sınıfı geçen şarkılardan. Klip de gelirse daha sonra grubun en büyük hitlerinden olabilir. Geri kalan şarkılar da Goldfrapp'ın albümüne almadığı şarkılar gibi duruyor. Takdir edersiniz ki Client'ın amacı şarkılarından ziyade performans ve atmosfere dayanıyor. Bunu da iyi beceriyor. Üstüne de bir dolu güzel elektronik pop şarkısı kalıyor. Fazlasını arayanlar üstte bahsi geçen isimleri denesin.

Etiketler:

PINK GREASE
Kesici, yanıcı, parlayıcı, patlayıcı
Glam deyince gözleri faltaşı gibi açılanlar varsa Pink Grease iş başında. Kanlı canlı, bol makyajlı, gösterişse alası, performanssa en fiyakalısından onlarınkisi. 70'lerde David Bowie ve T.Rex ile zirvesini yaşayan glam müziğinin 2000'lerdeki en parlak mirasçılarından biri. İngiltere Sheffield çıkışlı grup, liriklerinde bolca kullandığı seks metaforlarını müziğine de geçiriyor. Yakın dönemden Bloc Party ile benzeşen, Ramones, New York Dolls, Manics'e açık kapı bırakan Pink Grease, 80'lerin elektro punk rock dönemini de hadım etmiş. 2004 yılında çıkan ilk albüm This Is So Real'de yer alan Fever en çok bilinen şarkıları. Fever, Saturday Night Fever'ın saltananıtı sarsacak derecede güçlü bir şarkı. Diğer şarkıları da canavar sound'a sahip, dinledikçe vahşiliğimizi körükleyen bir müzik. Mechanical Heart adlı ikinci albümleri bu sene çıkıyor. Öfkeyi biriktirmek yerine dışa savurmak için Pink Grease yeterli.

Etiketler:

ST VINCENT
Ve Kate Bush bir kişinin hayatını daha kurtardı... Joanna Newsom kusursuz Ys çalımı ile bağımsız kızların kapısı aralandı ya, bu kapıdan başı dimdik çıkan son isim St. Vincent. 35 kişilik Polyphonic Spree grubundan Annie Clark'in müzikal projesinin adı olmakta St. Vincent. Sufjan Stevens'ın turne grubunda da yer alan şarkıcı için 2007'nin en iyi çıkışı yaftası hazır olarak bekletilmekte. Temmuz 10'da ilk albümü yayınlayacak olan St. Vincent sene sonu listelerinde herkese cakasını satacak. Yakın dönemden Regina Spektor ve Feist'a çalan vokalin asıl ilham kaynağı mükemmel Kate Bush. İlk single olarak düşünülen Now Now senenin güzel şarkılarından birisi olmuş.
MP3: St. Vincent - Now Now
Myspace / Website

Etiketler:

RADAR LIVE 2007
JAMES GELİYOR JAMES

FESTİVAL PROGRAMI
Beirut, Cocorosie, CSS, Easy Star All Stars, Ellen Allien & Apparat, James, Jamie Lidell, Joan As Police Woman, Juliette and The Licks, Marilyn Manson, Norman Jay, Nouvelle Vague, Peter Bjorn and John, Piano Magic, Plan B, Radioslave, SCSI 9, The Horrors, The Rakes, The Rapture
Bu isimler şu an için, daha gelenler olur.
Genel Bilgi: 3) Festival alanına kesici, yanıcı, parlayıcı, patlayıcı ve ruhsatlı/ruhsatsız silah ile lazer ekipmanları sokmak yasaktır. 4) Festival alanındaki ses düzenleri geçici duyma problemlerine yol açabilirler

Etiketler: , , ,

BLONDE REDHAD - 23
7.5/10

Melodramın melodisini icra eden grup Blonde Redhead 23 adlı yeni albümlerinde masalsı atmosferinde demlenmeye devam ediyor. Kariyerlerindeki en iyi albüm olan Misery Is a Butterfly ile beğeni kazanan, film-noir etkili müziği ile depresyonun melankolisine eşlikçi konumdalar hala. Flaming Lips'in yarattığı düşsel gezegenin naif versiyonunu inşa eden Blonde Redhead bu kez hiç olmadığı kadar iyimser bakmış dünyaya. Solist Kazu Makino'nun enstrüman görevi gören sesi ruhu dinlendiren bir kudrete sahip. The Dress ya da Silently şarkılarındaki meleksi sesi güzel bir masala buruk tadını bırakıyor. Bu albüm Misery Is a Butterfly kadar yetkin ve karanlık olmamasına karşın daha gün yüzü görmüş belli ki. Tatlı pop melodilerinin bolca kullanıldığı albüm, Kazu'nun fısıldayan sesi ile melankoli manyakları için biçilmiş kaftan. Sonu gelmeyecek bir öpüşmenin fon müziği bu. MP3: Blonde Redhead - Silently
MP3: Blonde Redhead - The Dress

Etiketler:

NINE INCH NAILS - YEAR ZERO
6.4/10
Endistriyel rock müziğin yakışıklı grubu Nine Inch Nails'in en büyük falsosu şarkılarının remix gibi durması. Sanki her şarkısının üzerinde maksimum düzenleme yapılıyor, ortaya şarkıdan ziyade fazlasıyla mekanik ve deneysel işler çıkıyor. Bu yüzden tüm NIN albümleri konsept albüm gibi, birbirinin aynısı/devamı şarkılardan oluşuyor. Peki bu şarkılar vasat mı? Tabii ki değil ama işin ucunda orijinalite ya da özgünlük de yok. Grubu çok fazla üzmek istemiyorum ama neredeyse NIN için kendisinin paradosi haline dönüşmüş diyebilirim. Grubun imajı Trent Rreznor üzerine kurulu; tek kişilik bir proje grubu olarak da bakılabilir. Trent Reznor grubun sadece sesi değil aynı zamanda soluğu da. Yeni albüm Year Zero'da yer alan 16 şarkıyı da kendi yazıp bestelemiş. Her zamanki gibi içi boş liriklerin üzerine yedirilen mahşer müziği ile Reznor'ın havalı sesi şarkıları kurtarmaya yetmiş. Year Zero'nun üretim aşaması tur otobüsünde Reznor'ın laptop'ını kurcalamayısla başlıyor. Sound dünyanın sonu hakkında kurulan hayal ve hayal kırıklığı ile ilgili. İlhamı kaotik dünyadan alan, reel ile işi olmayan, tank tüfeklerin kol gezdiği, insanların çoğunun asker olduğu bir düşsel dünya bu. Trent Reznor hala aynı yerde sayıyor, bu anlamda. Onun oyun alanı değişmiyor. Halen dünyayı becermek istiyor, yeterince becerildiğinin farkında olduğu için. Reznor'ın ergen öfkesinden kurtulamaması şarkıları daha dinamik yapıyor ama aynı özveriyi liriklere taşıyamıyor. Reznor şarkıları söylerken bir elinde matkap tutuyormuş gibi ama biliyoruz ki havlayan köpek dişini göstermez. 16 şarkılık albümün her saniyesi kafa yapmaya yeter. Dışarı çıkmadan evvel iyi bir hazırlık için ideal ya da barda duyduğunuzda zoraki dansa sevkedecek şarkılar bunlar. Sonuç, NIN halen, 15 yaşında siyahlar giyinmiş öfkeli bir ergenin kulaklığında çalan şarkılar yapıyor olması. Etrafta tehlikenin kol gezdiği, endüstriyel toplumun köklediği mekanikleşmiş insanların oluştur-ul-duğu bir dünya için bestelenen ağıtlar.
MP3: Nine Inch Nails - Survivalism
MP3: Nine Inch Nails - Capital G
MP3: Nine Inch Nails - God Given

Etiketler:

I FEEL REAL NOW WALKING LIKE A WOMAN AND TALKING LIKE A STONE AGE MAN

Etiketler: ,

BJÖRK - EARTH INTRUDERS
Eğlenmek Benim de Hakkım Yani
10 kaplan gücündeki Björk'un 6. albümü Volta 9 Mayıs'ta, ilk single Earth Intruders ise yarın piyasada. Björk'ün sonu gelmez çığlıkları yeni albümde de iş başında; bu çığlıklar ki neredeyse Björk'ün alamet-i fahrikası niteliğinde. Duyguların dışa yansıtmıyor adeta fışkırıtyor. Björk, öyle ya da böyle kimsenin kayıtsız kalamadığı bir müzsiyen. Volta albümü şüphesiz şarkıcının en çok satan, ses getiren işi olacak. Tabii bu onun en özgün ya da ayrıksı çalışması anlamına gelmesin. Milyoner hip hop prodüktörü Timbaland ile kafa kafaya vermesi Amerika'yı da avcunun içine almak istemesinden kaynaklanıyor. Beraber kaydettikleri 3 şarkıdan biri olan Earth Intruders hayli dinamik; Afrika beat'leri, çılgına dönmüş synth tuşlar ile enerji dolu bir şarkı olmuş. Verdiği demeçlerde albüm aşamasında çocuklar gibi şen olduğunu söyeyen şarkıcı, belli ki albümün geri dönüşümünde de eğlenceye devam edecek.

MP3: Björk - Earth Intruders.mp3

Etiketler:

PATRICK WOLF
BLOODBEAT
Patrick Harikalar Diyarında

Patrick hem yeni Kate Bush hem de yeni Bowie. Röportajlarında Klaus Nomi sevgisinden de bahsediyor. İzleri görebiliyoruz. Bu üç isim de Wolf için çok önemli. Onlardan aldığı mirası müziğiyle daha üste taşıyor. Bu çocuğu fazlasıyla önemsiyorum, şüphesiz 2000'lerde çıkan en güzel müzisyen Patrick Wolf. Dinamik şarkılarda bile akıttığı melodram ya da melodi yaratımı inanılmaz. Patrick müzikal serüveni boyunca belli ki daha çok hikayeler anlatacak. Aynı zamanda çok güzel biri. Kendisiyle bu kadar oynamasını nasıl anlamlandırırsınız, bilmiyorum ama benim için gösterişli bir müzisyen Patrick Wolf. İlk albüm Lycanthropy 'den Bloodbeat:

MP3:
Patrick Wolf - Bloodbeat

Etiketler:


RUFUS WAINWRIGHT YENİ SINGLE'I
Going To a Town - I'm so tired of America
Oh ne ala yani. Şarkı söylerken yürekleri burkan, yer yer dağlayan -kusura bakmayın ama istemeyerek yazıyorum, şu an dışarda eğleniyor olmam lazımdı- Rufus Wainwright diğer yandan hedonist takılıyor. Ben şahsen bu adamın 1ooo küsür farklı anlarda-farklı tatlarda resmini gördüm. Saçlar desen iki günde bir değişiyor, giysiler desen muntazam ama bakışlar her daim hınzır. Rufus şarkı söylemek için doğanlardan. İnsanın ruhunu okşayan tatlı bir sesi var. Yaklaşık 1 ay evvel Rufus Wainwright yazımda yeni albüm Release The Stars hakkında yazmıştım. İlk single Going To a Town elime ulaştı ve sizlerle paylaşıyorum.

Etiketler:

THE NATIONAL - BOXER


8.1/10
Tindesticks New York'ta sarhoş; ayık halleri malum göz çanaklarından endişe ve keder akan grup bu sefer içkinin tesiriyle gevşemiş. The National'ın müziği biraz böyle. 2005 yılında çıkan 3 numaralı albümleri Alligator onların başyapıtı olmuştu. Hikaye aşkta kaybetmek, dolayısıyla alkole dadanmak, haliyle aşka daha çok kaptırmakla ilgiliydi. The National'ın yeni albümü Boxer ise Alligator'den geri kalmayan hatta daha güzel melodilere sahip bir albüm. 22 Mayıs tarihli albüm piyasaya çıkmadan, şarkıların internete düşmesiyle grup hiç olmadığı kadar meşhur şu aralar. Nedeni Boxer 'ın görkemli bir albüm oluşu. Bu oluşumun en büyük pay sahibi solist Matt Berninger'a ait: Bariton sesli Berninger kendisinden evvel The Divine Comedy, Nick Cave, Chen, Tindersticks gibi tok sesli, çok dertli ama fiyakalı adamlarının seslerinde yükseliyor. Albümün giriş şarkısı Fake Empire mükemmel bir başlangıç. Basit piyano riff'ine sahip şarkı; sonlara doğru çıkan saksafonla temiz bir orkestrasyon örneği. Enstrüman zengini bu şarkı aynı zamanda grubun yarattığı ses örgüsünün en destansı dışavurumu. İkinci şarkı Mistaken For Strangers, Interpol atmosferinde tekinsiz, gergin bir sound'a sahip. Distorsiyon hakikaten bazı şarkıları uçarabiliyor. Albümde herkesin favorisi olacak şarkılardan bir diğeri şüphesiz Green Gloves. Gospel'in orkestral havası ya da Ada'ın ferah melodileri de ince işçiliklerden. The National bu albümle beraber 1. Lige doğru tırmanacak gibi. Kuşkusuz Boxer 2007 sonu listelerde üst sıralarda yer alacak bir albüm.

Şarkı Listesi
01 Fake Empire 02 Mistaken for Strangers 03 Brainy 04 Squalor Victoria 05 Green Gloves 06 Slow Show 07 Apartment Story 08 Start a War 09 Guest Room 10 Racing Like a Pro 11 Ada 12 Gospel

Etiketler:


TORI AMOS - BIG WHELL
Anlatsa Roman Olur Çenesini Kapasa Daha İyi Olur
1 Mayıs'ta Tori'nin yeni uzunçaları American Doll Posse çıkıyor, ilk single Big Wheel. Amerikan folk müziğine yakın, blues/rock karması şarkı, eğlenceli sayılır.Güzeler güzeli Kate Bush'un işkence görmüş hali Tori için elem ve keder her şeye yeter. Tori ve müziği, Tori ve yaşadığı tecavüzler, Tori ve felsefe, Tori ve acı, Tori ve Tanrı... Liste uzar da gider bu arada Tori de gider. Hatta uzar da gider. İyi bir müzisyen, şarkı sözleri de hallice ama gelin görün ki Tori'nin bile isteye yarattığı acıların kadını personayı yıkmak için albüm kapağına istediği kadar ateşli kadın koysun, kamelera gülümsesin ama bu saatten sonra bizleri kandırması zor olur. Kabul şarkı eğlenceli ama Tori asla.

Etiketler:

THE NATIONAL
Dinlemeyen Kalmasın
The National'ın 22 Mayıs tarihli yeni albümü Boxer için dünya çapında bir zafer hazırlığı hakim. Herkes manyak gibi bu albümden bahsediyor ama unuttukları bir şey var: Halen benim eleştirim yazılmadı. Asıl bundan sonra fırtınalar kopacak. Yani, her zaman da mantıklı şeyler yazmak zorunda değilim, yani. Evvelki albümlerinden bir-iki şarkı ekledim. Kendi sitelerinden buldum, fazla yorulmadım yani. Bugün yarın da yazısı gelir. Boxer'ı fazlasıyla sevdim.
Sad Songs for Dirty Lovers
MP3:
Slipping Husband (4.3MB)
MP3: Murder Me Rachael (8.6MB)
The National (Debut)
MP3:
Cold Girl Fever (3.8MB)
The National MySpace

Etiketler:

2007 Raporu
İlk Çeyrek Tamamlandı

Liste yapmaya bayılıyorum, beni benden alıyor, şöyle biraz olsun gevşiyorum. Ama her listenin başatı ve ardındakilerin sıralanma durumu yok mu, işte bu gibi durumlarda kendimle yüzleşme fırsatını yakalıyorum. Meğer ne kadar sersem, kafası karışık bir adammışım diye kendimden soğuyorum. Sizin de ikliminizi daha fazla değiştirmeden, kabaca olaya geçiyorum. 2007'nin ilk üç ayını devirdik, ilk çeyrek tamam. Kaldı son 3 çeyrek. Bu zamana dek çıkan güzel albümler:
1- Brett Anderson - Brett Anderson
2- Perry Blake - Canyon Songs: Yeni albüm hakkında yazmadım henüz. Sizin dünyanızda aşk nereye düşüyorsa benim dünyamda Perry Blake o alanlarda ikamet ediyor.
3- Patrick Wolf - Magic Position
4- Patti Smith - Twelve
5- The National - Boxer: Divine Comedy hep sevdim, yakını Tindersticks ya da uzantısı Cousteau... Hepsi de benzer bir ruh haline sahip tok sesli mangal yürekli vokaller. Boxer henüz çıkmadı, çoğunuza ulaşamadı ama ismi geçen grupları sevenler için senenin en güzel albümlerinden biri.
6- Pleasure - Pleasure 2
7- Arcade Fire - Neon Bible
8- Sarah Nixey - Sing, Memory
9- Bloc Party - A Weekend In The City
10- Low - Drums And Guns
11- Amy Winehouse - Back To Black
12- Gruff Rhys - Candylion
13- Andrew Bird - Armchair Apocrypha
14- The Besnard Lakes - The Besnard Lakes Are the Dark Horse
15- LCD Soundsystem - Sound Of Silver

Etiketler: , , ,

Eklektik

ANTONY 8 TEMMUZ'DA BURADA
Konser Programı Bugün Açıklandı
Konser haberleri artık eskisi gibi beni heyecanlandırmıyor hatta gitmesi-gelmesi, beklemesi-bekletmesi canımdan ediyor ama bu seferki başka. Jean Genet kitaplarından fırlamış hissi uyandıran Antony Hegarty 8 Temmuz'da İstanbul Caz Festivali için grubu ile yanı başımızda olacak. Antony aşkını müziğe kusan en güzel seslerden takdir edersiniz ki. Son zamanlarda Björk ile yakın mesai yapan, Björk'ün yeni albümünde hünerlerini sergileyecek olan müzisyen son nefesimize dek bizlerle olacak. Antony gel sen, kuliste laflarız artık.
MP3: Antony and the Johnsons - Bird Guhl

Etiketler: ,

JOAN AS POLICE WOMAN'IN YENİ SINGLE'I
Herkes susacak Joan konuşacak
Bu köşeyi kendimi tatmin etmekten ziyade bazı şarkıcıların daha çok anılması için kullanıyorum. Joan as Police Woman da bu şarkıcıların başında geliyor. Çok değil, geçen sene çıkardığı ilk solo albüm Real Life halen en çok dinlediğim albümlerden. Joan bildiğiniz Antony and the johnsons ekibinden. Antony ile yakın arkadaş olan şarkıcının albümünde Antony ile düeti de bulunmakta. Gerçek adı Joan Wesser olan, sahne adı olarak Joan as Police Woman'ı kullanan şarkıcı kuşkusuz 2000'lerin en güzel seslerinden birisi. Real Life'ın büyüsü dinleyeni çepe çevre saran eşsiz şarkılardan oluşmasıydı. İlk albümü ile ruhumu yıkan ve yıkayan bu şarkıcı blog var olduğu sürece buralarda olacak. Joan'ın bugünlerde tekrar bu sayfalarda olmasının sebebi ise hakkında çıkan asılsız haberler. Q dergisinin müzisyen hakkında çarpıcı iddiası yürek hoplatan cinsten. Joan'ın tam bir grup seks düşkünü olduğu, katıldığı partilerde herkesin tadını denemek istediği ve bu işi yaparken hiç olmadığı kadar mutlu olduğunu yazan dergiyi NME cephesi de onayladı. Geçtiğimiz ay sahnede iç çamarsız daha özgür ve zindeyim açıklamasını yapan şanatçı magazin tabloidlerinden adını düşürmeyecek gibi. (Nisan 1 şakamı da yaptıktan sonra tüm ciddiyetim ve ceberrutluğumla konuya geçebilirim.) Real Life'dan çıkacak yeni single belirlendi. 16 Nisan'da İngiltere'de piyasaya çıkacak single Flushed Chest. Joan'ın yüzünü güldüren bir diğer haber ise Real Life'nın 12 Nisan'da Amerika'da yayımlanacak olması. Gerek müziği gerekse kendi inanılmaz seksi. Evvelden bahsettiğim üzre Joan, Rufus Wainwright'ın 15 Mayıs'ta çıkacak yeni albümü Release the Stars'ın da konukları arasında. Joan sesini müziğe iyi yedirenlerden. Bir defa şans verin gerisi gelir.
MP3: Joan as Police Woman - Christobel
MP3: Joan as Police Woman - Eternal Flame
MP3: Joan as Police Woman - Flushed Chest (Yeni single)

Etiketler:



Eskiler | Older Post | 1 |2 |3 |4 |5 |6 |7 |8 |9 |10 |11 |12 |13 |14 |15 |16 |17 |18 |19 |20 |21 |22 |23 |24 |25 |26 |27 |28 |29 |30 |31 |32 |33 |34 |35 |36 |37 | 38 | 39 | 40 | 41 | 42 | 43 | 44

© 2006 8/1 | LovesBrett Anderson++