
7.2/10

Londralı şarkıcı Amanda Ghost dünya güzeli Boy George ile bir şarkı kaydetmiş. Time Machine adındaki şarkı Ocak 2007'de yayımlanmıştı. Boy George şu sıralar yeni bir albüm çıkarma derdinde. Aslına bakarsanız albümden ziyade düetlerle adını koruyor uzun süreden beridir. Antony and the Johnsons ile 2005 yılında You Are My Sister adlı taşaklı şarkıyı kaydeden Boy, bu kez Antony'nin sevdiği şarkıcılardan Amanda Ghost ile beraber. Düet sağlam olmuş ama single kapağına vuruldum. Bu arada şarkı bana fazlasıyla Neneh Cherry'nin Youssou N'Dour ile düeti Seven Seconds'ı anımsattı. Yine de güzel bir işbirliği olmuş. İçinde Boy George olan her şey güzeldir ne de olsa.
Etiketler: Boy George
CocoRosie - The Adventures of Ghosthorse and Stillborn
1 Comments Published by Tacim on 2007/03/30 at 19:52
Sierra ve Bianca yeteri kadar desarj olamamış, bu gidişle ne kadar enerjileri varsa harcamaya hazırlar. Hani freak şov tarzı bir kumpanya olsa geceden sıraya girebilecek kadar uçmuş iki kardeş bunlar. Hip-hop ve operayı aynı potada eritme cesareti gösteren bir ikiliden ne bekleyebilirsiniz? CocoRosie için her yol Roma. Ebeveynleri tarafından zifiri karanlıkta lunaparka bırakılmış, 'E, artık bakarsınız çarenize' denilmiş, bu iki çete lideri de cin fikirleriyle lunaparktaki tüm oyuncaklara sihirli dokunuşlarla can vermişler. Şarkılar da genelde aynı telden çalan, aklınıza ne kadar janr geliyorsa hepsini harmanlamışlar. Klasik şarkı formunun aranmaması gerektiği, iki kafadarın fantezilerini notalara döktüğü bir çalışma olmuş. Tabii, yine kurtarıcı görev Sierra'ya kalmış, opera vokali ile şarkılar düze çıkabilmiş. Sadece Bianca olsa durum katlanılmaz olurdu. Joanna Newsom varken kim ne yapsın Bianca'yı? Sierra'nın proje grubu Metallic Falcons da bu yüzden CocoRosie'yi fersah fersah geçen bir topluluk. -Desert Doughnuts geçen senenin en iyi albümlerinden biriydi.- Albümü en iyi açıklayan ise ismi The Adventures of Ghosthorse and Stillborn olmuş. Lirikler alışık olduğumuz üzre sürreel. Kızlar bile sürreal, aslına bakarsanız. Bu albümü üst üste iki kez dinleyenler de sürreel olacak diyerek olayı ucuzlaştırıyorum.
MP3: CocoRosie - Japan
MP3: CocoRosie - Rainbowarriors
Alın size bir manyak daha... Kendini tek kişilik boyband olarak tanımlayan, İsveçli müzisyen Juvelen, Prince'in B sınıfı kopyası müziği ile aslında eğlendiriyor. Juvelen İsveç dilinde mücevher anlamına geliyor, bu ad şarkıcıya iki beden büyük gelse de Hanna ve şu günlerde görücüye çıkan Watch Your Step single'ı iyi şarkılar. Varsa yoksa Prince diyen şarkıcı bakalım ilerki günlerde neler yapacak. Kabul, salak saçma bir yazı oldu.Myspace'inden alıntı: Straight from the motherfuckin dungeons of pop!

Oldies but Goldies
Şaka gibi ama Human League halen hayatta. 1977 Shefield çıkışlı grubun değişmeyen tek üyesi, solist Philip Oakey. 80'lerin boyalı idolleri arasında kendisine havalı bi yer bulamasa da, iş melodi yaratımına gelince ne kadar kıvrak zekaya sahip olduğu malum. Hatta Synth-pop'un kurucularından sayılan Human League synthesizer aleti ile neler yapılabileceğinin en büyük kanıdı. Elektronik ritimleri tatlı pop melodileriyle harmanlayan üstüne de gösterişli bir romantizm bocalayan grup 80'ler manyakları için bulunmaz hediyelerden. Hafızalara en çok kazınan parçaları Don't You Want Me ve Together In Electric Dreams kuşkusuz Synth-pop'un köşe taşlarındandı. İşin aslı o dönemlerde ortaya çıkan ABC , Japan, Duran Duran, Culture Club, Human League ve devamındaki çoğu grup benzer bir müziği icra ediyorlardı. David Bowie ve Bryan Ferry'nin renkli mi renkli ve olmazsa olmaz romantik çocuklarıydı. Human League'in avantajı ise hepsinden daha evvel yola koyulmaları oldu. Bu yüzden öncü niteliği taşıyan grup onlar. Belki, hiçbir zaman Japan kadar üretken ve kaotik, Duran Duran kadar genç kızların delisi ya da Culture Club seviyesinde dünya çapında bir başarıya imza at-a-madılar ama Human League de 80'ler deryasının medar-ı iftaharı topluluklarından birisi oldu. Diskonun ışltılı anlarına ortak olan grup, takvimler 2000'leri gösterirken kime ne fayda sağlar, bilemeyiz ama bilinen şu ki Human League bir 20 sene öncesinin en havalı müziğini yapanların başında geliyordu.
MP3: Human League - Together In Electric Dreams
MP3: Human League - Fascination
MP3: Human League - Don't You Want Me
MP3: Human League - Tell Me When
MP3: Human League - I'm Only Human
Myspace
Etiketler: Human League
MYSPACE ALARM
Myspace müziğe hükmetmeye başladı ya nicedir, yeni grupların at koşturduğu önemli bir mecra haline geldi. İşte oralarda turlarken Brett Anderson'ın sayfasına mesaj atanlardan biri dikkatimi çekti. Şöyle ki, profil sahinin resmi beni benden aldı. Beau Tand sahne adını kullanan Carlton English gibi havalı bir isme sahip müzisyen son zamanlarda duyduğum en iyi seslerden biri, ilk 5'e kafadan girer. Washington D.C.'li multi enstrümanist şarkıyazarı-şarkıcının vokal performansı mükemmel. Scott Walker, David Bowie, Bryan Ferry, Paul Weller gibi favori isimlerimden ilhamı alan, film-noir etkili müziğyle Beirut'tan bu yana en güzel sürprizlerden biri. Scott Walker'a hayli yaklaşan vokalin üstüne yedirdiği pop melodileri melodram yaratımında başarılı olmuş. '60'ların film müziklerini anımsatan hafif, tatlı-uyuşuk müziği ile Beau Tand son zamanların en iyilerinden. David Bowie ve Scott Walker birbirine hiç bu kadar yaklaşmamıştı.
Myspace
Etiketler: Beau Tand, Myspace Alarm
9.3/10 Suede, kışkırtıcı seksapel, gizem, ağır melankoli, çift anlamlı lirikler ve mükemmel müziği ile geride bıraktığımız 10 yıllık dönemin en ayrıksı gruplarından biriydi. Grubun alamat-i farikası solist Brett Anderson glam giysisi altında bir dolu güzel besteye imza attı. Debut Suede ve 2. albüm sendromunu yerle bir eden, tüm zamanların en iyisi Dog Man Star ile çağdaşı çoğu grubun aksine farklı bir çizgede yer aldı. Müzikal trendler umrunda bile değil, aslolan iyi şarkılardı. Brett Anderson'ın androjen görüntüsü müziğin önünü flulaştırsa da Suede güzel bir düşü gerçekliştirdi. Brit-pop'un kaybedeni Brett Anderson ilk albümünde çiğ ve tok sesiyle aşk ve yalnızlık şarkıları derlemiş. Scott Walker'dan alışık olduğumuz hayli şahsi ve güneşsiz bir müzik. Suede'de fazlaca kullandığı ironiyi yok sayarak, klasik şarkı formlarındaki basit ama temelinde iyi müziğin yattığı besteler.
Albümün açılış şarkısı Love Is Dead yaylıların kuvveti ile melankolisi iyi ayarlan
mış bir balad. Şarkıda geçen 'Nothing ever goes right - Nothing really flows in my life' sözlerini albümün geneline yayabiliriz. 40 yaşına 1 kala, müzisyenin ruh halini yansıtan bir drama. 90'lar boyunca uyuşturucu etkisi ile elektrikli, yüksek şarkılar yapan Brett Anderson, uyuşturucu sonrası hayatı şarkılara da sinmiş. Bu defa hiç olmadığı kadar kişisel. Scorpio Rising 80'li yılların ağdalı melankolisini barındıran güzel bir kayıt. The Infinite Kiss, Colour Of The Night ve More We Possess The Less We Own Of Ourselves son zamanlarda duymakta zorlandığımız türden, nakış gibi işlenmiş benzersiz kayıtlar. Tam bu anda devreye yine Brett Anderson'ın iflah olmaz romantizmi giriyor. The Infinite Kiss albümün en güzel şarkısı belki de. Brett'in unutulmaz la-la-lala-la'rını bu kez farklı şekilde görüyoruz. Enstrüman görevi gören woo-aahh woahhh, naah nahh'lar şarkıyı mükemmel kılmış. More We Possess The Less We Own Of Ourselves ise hayli enterasan, Suede'in hiçbir şarkısına benzemeyen naif opera tarzıyla filmografik bir havada dolaşıyor. Brett Anderson'ın narin sesi neredeyse göz yaşlarımızın akmasına sebep verecek derecede güçlü. Kapanıştaki mükemmel şarkı Song For My Father ise albümün zirve noktalarından biri. Brett'in geçen yıl ölen babası için bestelediği bu şarkının duygusal harmonisi ve ağır melankolisi ile destansı bir kapanışa imza atıyor.Brett Anderson gerçekten risk alıyor ve içinde bulunduğu ruh halini en iyi şekilde yansıtan karanlık ama güçlü bir albümle görkemli bir iş çıkartıyor.
MP3: The Infinite Kiss
MP3: More We Possess The Less We Own Of Ourselves
Myspace
Web Sitesi
Etiketler: Brett Anderson

tünden iyi bir şekilde geçilmiş tüm şarkılar Patti Smith ile ayrı bir bütünlük ve gizem kazanmış. Belki bu şarkılar başkasının elinden geçse bu duygular yoksun kalacaktı. Aralarında Rolling Stones, Stevie Wonder, Neil Young gibi zaman-ötesi müzisyenlerin yapıtlarından oluşturduğu Twelve senenin en güzel ve etkileyici albümlerinden birisi olmuş. Stones'dan Gimme Shelter'da Smith'e Tom Verlaine ve Flea eşlik etmiş. Finalde hayli dinamik bir şarkı ortaya çıkmış. Stevie Wonder'ın en güzel klasiklerinden olan Pastime Paradise ise Patti'nin çiğ sesi ile bir kez daha ölümsüzleşmiş. MP3: Patti Smith - Pastime Paradis (Stevie Wonder cover)
MP3: Patti Smith - Because the Night
Etiketler: Patti Smith

Kazu Makino'nun sesi acayip, Blonde Redhead'in alamet-i fahrikası olan, adeta enstrüman görevi gören bu ses her gruba nasip olmaz takdir edersiniz ki. Nisan ortası çıkacak yeni albüm 23'den bir diğer şarkı Heroine de, 23'ün ne menem bir kayıt olduğunu anlatmaya yetiyor. Yine melodik, yine atmosferik bir ses mafyası olarak dönüyorlar.
Şarkı Listesi:
23 - Dr Strangeluv - The Dress - SW -Spring And By Summer Fall - Silently - Publisher - Heroine - Top Ranking -My Impure Hair
Etiketler: Blonde Redhead

Michael Stipe şu dünyada arkadaş olmak isteyeceğim 5 kişiden birisi. Michael Stipe'ın kalbe bıçak gibi saplanan tok sesi ve tüm fotoğraflarına yaydığı melankolisi onu başka hayallerde barındırıyor. Bu dünyadan gayrı, güzel insanların olduğu yere... R.E.M. için genellikle dünyanın en büyük küçük grubu lafı kullanılır. Haksız sayılmazlar, iddia taşımayan, amacı sadece iyi müzik olan bir topluluk. Nightswimming'i ilk dinlediğimde ne hissettiysem şu an aynısı geçerli: Ruhum ona/oralara teslim. İkinci şarkı ise yitik Amerikalı grup P'nin, Michael'a ithafen yazdığı bir şarkı. Michael Stipe güzel adam.
Kaybeden için ağıtAndrojen görüntüsü, cinsiyetsiz vokali, teatral sahne performansları ile Klaus Nomi müzik dünyasının ayrıksı isimlerin başında yer alıyor. 1944 yılında Nazi Almanya'sının son demlerinde Klaus Sperber adıyla doğan şarkıcı, Berlin gey kulüplerinde sahne aldıktan sonra 70'ler ortasında New York'a geçip varyete müziği ile kabare şarkıcılığına devam eder. Kısa sürede yeraltı oluşumunun ilgisini çeken, ayin havasında geçen performanslarıyla izleyen herkesi büyüleyen Nomi, giderek kült bir ikona bürünür. David Bowie'yle bir dönem mesaisi bulunan şarkıcı beraber Saturday Night Live programında sahne alır. Ana akımın dışında sürdürdüğü müzisyen kimliği ve skandallarla dolu hayatı onu çoğu çağdaşından ayrı tutmaya yeter. New-wave yapan bir opera sanatçısı, kaçık bir fahişe, sayılı glam figürlerinden birisi olan, Nomi, Cold Song, Death, Total Eclipse, Simple Man ve daha birçok şarkı ile unutulmazlar arasında yerini alır. Morrissey'in her fırsatta hayranlığını dile getirdiği şarkıcı 2003 yılında derlediği sevdiği şarkıcılardan oluşan Under the Influence albümünde Nomi'den bir şarkıya da yer verir. 2004 yılında The Nomi Song adıyla Andrew Horn tarafından hayatı filme çekilen Nomi müzik dünyasının acıya denk düşen tarafında ikame eder. David Bowie, Morrissey'le beraber, aralarında Marc Almond, Brett Anderson, Antony Hegarty ve Patrick Wolf'un da olduğu nice isme model olur. Dışa yansıttığı gösteriş ve parıltıyı hayatından eksik etmeyen Klaus Nomi, tüm zamanların en güzel, bir o kadar da tuhaf simalarından. 1983 yılında AIDS'den ölen bilinen ilk ünlü olan Nomi, aykırı bir karakterdi.
Etiketler: Klaus Nomi

MP3: LCD Soundsystem - New York I Love You
MP3: Lcd Soundsystem - All My Friends
Etiketler: LCD Soundsystem


Etiketler: Manic Street Preachers
MP3: Gene - Fill Her Up
MP3: Gene - Haunted by You
MP3: Gene - As Good as It Gets
MP3: Gene - Olympian
Etiketler: Gene
Mutsuz... Mutsuz bir portre çizdi Ajda yıllar boyu. '60'lardan bu yana bol gel-gitli hayatında ne zaman ne yapacağı belli olmayan, insanlara buzdan bir cam ardında gülümseyen, kendisi hakkında -halen- kimsenin bilmediği yaşamı ile. Sevmeyeni seveninden daha çok, ama ne olursa olsun hep merak konusu oluşuyla. Bu coğrafyanın ilk -belki de tek- Avrupai sanatçısıydı o. Denediği sayısız yap-boz imajlarla aralıksız yüzler sundu. Hep farklıydı, diğerlerinden bir adım önde durdu. Kimilerine göre bu belli bir karakterinin olmadığına işaret olsa da, onu anlayanlar farklı değerlerlendirdi durumu: Hikayelerine göre yansıttığı figürlerdi ya da kendini bulma yolculuğu. Yenilik de biraz böyle bir olgu değil mi? Hayatın tüm sıkıcılığından, üzerimize yapışan bu sıkıcılığı bertaraf etmek, boyun eğmemek için kuralları kendimizin koyması. Ajda da öyle yaptı...
Ajda Pekkan 'ı bu günlerde daha sık anar olmamızın sebebi ise hakkında çıkan kitap Hür Doğdum Hür Yaşarım - Ajda Pekkan Kitabı. En azılı hayranı, usta müzik eleştirmeni Naim Dilmener'in kaleme aldığı 45 yıllık öyküsü. Onca zaman zarfında Superstar'ımızın yaşadığı ve yaşattıkları. Herkes hemfikir: Bir Ajda kitabı çıkacaksa yazarı Naim Dilmener'den başkası olamazdı. Pekkan'dan bahsederken halen tüm heyecanı ve aşkıyla yaramaz bir çocuk edasında olan Dilmener, popüler müziğimizin grift köşelerine dalmış, bulunması zor belgelere ve haberlere ulaşmış. Nihayetinde, Naim'in Ajda'ya duyduğu aşkın tescili bu kitapla her kuşaktan insanın büyük beğeni ile okuyacağı bir yapıt oluşmuş. Dimdik ayakta duran, kendisi dahil herkese meydan okuyan Ajda Pekkan'ın hayatı bu...
Hür Doğdum Hür Yaşarım
Yeniden Baslasin
Sana Neler Edecegim
Etiketler: Ajda Pekkan, Naim Dilmener
GENEVABölüm 1
Let us be happy while we're still young
Nude Records fedaileriyiz biz.
'90'lar Brit-pop sahnesinin vazgeçilmez gruplarından biriydi Geneva. Suede'in plak şirketi Nude onları bulmasıyla kısa ama harika öyküleri de başladı. Suede ile çıkılan turlar, ikiz yayımlar NME ve Melody Maker desteği ile ardı arkası kesilmeyen Brit-pop'a kan arayışların bir diğer tahlilisi olur Geneva. 97'de ilk albüm Further öncesi çıkan 2 mükemmel single No One Speaks ve Into The Blue ile kimlerin canını yakacağı belli olur. Pop müziğin karanlık yüzüne yaslanan, melankolik geçişli baladlar, solist Andrew Montgomery'in Brett Anderson Jeff Buckley arası yoğun vokalinde can bulur. '97' senesinde çıkan debut Further hayli iyi eleştiriler alır ve çıkan ilk single Tranquilizer onların en büyük hiti olur. Suede'e en çok yaklaştıkları anlar bu şarkıda göze çarpar. NME haftanın single'ı yaftasını yapıştırmak içn hazırda beklemektedir. Further ele avuca sığmayan, ruhu delip geçen şarkılar barındırır. Geçtiğimiz 10 yılın en iyi albümlerinden biridir. İflah olmaz Brit aşıklarının sahiplendiği Suede, Strangelove, Gene severlerin listelerinde karşılaşacağımız bir grup Geneva. Andrew Montgomery'nin naif, duygusal vokali ile iç burkan şarkılara eklenen güçlü söz yazarlığı onları çağdaşı gruplardan ayırır. Her şey iyi güzel gitmektedir fakat, tek kayıpları son nefeslerine dek Suede ile kıyaslanacak olmalarıdır. Suede kadar gösterişli ve yetkin olmadıkları için, müzik dehlizinde fazla kulaç atamamalarına sebep olur. Brett Anderson'ın favori gruplarından biridir Geneva, aynen Strangelove gibi. İki grup da kayıp hazineler dolabımızda bekler.
Devam edecek...
Etiketler: Geneva

Etiketler: Coulter

Etiketler: Akustik, Brett Anderson
AMY WINEHOSE - BACK TO BLACK7.7/10
Gospel korosundan aforoz edilen bir fahişe
İngilizlerin Lauryn Hill'e cevabı. Fugees grubunun kurşun ruhlu solisti Hill, Fugges'in tek albümü The Score ile her janrı dinleyen müzisyeni nasıl avcuna aldığını biliyoruz. Solo işleri ile eskiyi aratmayan hatta kariyerini ve yetkinliğini üst basamaklara taşıyan Hill, müzik piyasasının ayrık otu yüzlerinden birisi. 90'ları güzelleştiren Hill'e rakip ise 1983 İngiltere doğumlu müzisyen Amy Winehouse. Her ikisi de Soul, R&B, Caz, Hip-hop ve pop öğelerini müziklerine usataca harmanlayan nadide seslerden. Retro'nun her 5 senelik periyotlarla moda şekline sokulması onları değiştirmiyor, bilakis ruhlarında taşıdığı bu güçlü damarlar en güzel halleri ile açığa çıkıyor.
İlk albümü Frank'i 2003 ylında çıkaran, Iver Novello ödülünü kapan, Mercury Müzik Ödülleri dahil birçok adaylık getiren şarkıcının sesindeki güç dinleyeni sarsmaya ve sarmalaya yetiyor. Aynen albümün anlamı gibi açık sözlü, dürüst şarkılar sayesinde Amy Winehouse kalıcı olacağının sinyallerini veriyordu. Baştan sahiplendik, yanılmamışız. 2006 sonlarında anavatanı İngiltere'de -kalan yerlerde yeni- çıkan Back To Black albümü ile anladık ki, sesinin içimizde yarattığı depremler her seferinde bizi yarıp, kanlar dışa taşsa da bu ölüm biçimini seviyoruz. Back To Black ile Brit ödüllerinde en iyi kadın solo ödülünü de kucaklayan müzisyen aynı kategoride yarıştığı Lily Allen ile birçok yönden benzeşiyor da: İkisi de güç bela iyi davranmak zorunda hissediyor, tabloidlerden adlarını eksik etmiyor, cinselliklerini dışa
vuruyorlar. Lily Allen'in şeker-pop şarkılarından ziyade Amy Winehouse'ın baştan çıkarıcı ve tedirgin edici şarkıları daha güçlü tınlıyor, inandırıcılık yönünden de Allen'ı diskalifiye ediyor. Amy Winehose'ın şarkı sözleri çoğunlukla kişisel, hayatını müziğe seriyor ortaya melankolik ama duvar gibi sert bir müzik çıkıyor. Bu sayede 2000'lerin en iyi baladları onun elinden çıkıyor. Yakın dönemden en çok Ms. Dynamite ile çağrışım yapan, ama asıl ilhamı Ella Fitzgerald, Sarah Vaughan, Dinah Washington gibi isimlerden alan müzisyen, köklerine sıkı sıkıya sahip çıkıyor. Rehap, Back To Black ve diğer tüm şarkılarında bu izler beliriyor. Back To Black çelik gibi bir albüm. Bu saatten sonra onu yerinden edecek birileri gelir mi bilemeyiz ama, alkolizm, uyuşturucu müptalalığı ve daha birçok zevke kendini kaptıran yıldızın işin içinden nasıl çıkacağını zaman gösterecek. Gerçek olan şu ki, bu şarkılar da tüm bunlara bulaşmadan ortaya çıkmaz. Yeni nesil diva, kuralları kendi koyuyor ve yarışta ipi göğüsleyen kişi oluyor. Geriye ise bizi idare edecek sayısız şarkı bırakıyor.MP3: Amy Winehouse - Rehab
MP3: Amy Winehouse - Back To Black
MP3: Amy Winehouse - He Can Only Hold Her
Myspace
Web Sitesi
Etiketler: Amy Winehouse
Brit-pop'u unutalım, eskide kaldı. Brett bu kez adayı es geçmiş. Yazısı çok yakında, burada.Etiketler: Brett Anderson

Etiketler: Gruff Rhys, Super Furry Animals
t albüm Fuzzy Logic eleştirmenler tarafından yere göğe sığdırılamaz ve albümden çıkan God! Show Me Magic, Something For The Weekend gibi single'lar derhal NME ve diğer mecmularda haftanın single'ı payesini alır. Devamında gelen 1997 tarihli Radiator çalışmasında grup hızını kesmez, solist Gruff Rhys'ın dinleyeni yakalayan -catchy- vokali ve melodik parçaları ile listlerde ilk 20 başarıları devam eder.
el şarkıları olan vokoder destekli Juxtaposed With U ile okyanusun dışına taşarlar ve isimlerini müzik takipçilerine duyururlar. Kuşkusuz SFA'nın en melodik şarkısıdır Juxtaposed With U. Cep telefonu çılgınlığına adanmış (Drawing) Rings Around the World, Clinton'ın oval masa heyacanını anlatan Presidential Suite dahil tüm şarkılar, başyapıtı oluşturan dinamiklerdir. Phantom Power ve Love Kraft albümleri ile grup yetkinliğini sürdürür. Flaming Lips enterasanlığında ve Blur'un daha aklı başındaki halidir. Bugün şayet Gorillaz var ise bunun başlıca sebebi Super Furry Animals'dır. İş aslında arap saçı kıvamında: SFA'nın ilham kaynaklarından birisi Blur, lakin Gorillaz'ın arak kaynağı ise SFA'dır. Her ne olursa olsun, SFA hem Blur'den hem de Gorillaz'dan daha nitelikli ve sürprizlidir. Hazır grubun solisti Gruff Rhys bu günlerde mükemmel albümü Candylion ile bizi selamlarken SFA'ya olan saygımızı da buradan iletmiş olalım...Etiketler: Super Furry Animals
Manic Street Preachers - Your Love Alone Is Not Enough
6 Comments Published by Tacim on 2007/03/06 at 19:29
ler tutulduysa eğer... Asıl şok haberimiz ise dostu düşmanı çatlatacak denli güçlü bir işbirliği: Manics bir şarkısını The Cardigans solisti Nina Persson ile beraber kaydetti. İlk kez BBC2'de yayımlanan Your Love Alone Is Not Enough isimli şarkı fevkaladenin fevkinde, heyet-i umumiyenin ağzını açıkta bırakacak denli güçlü bir sound'a sahip. Peki bu ortaklık nasıl mı gelişti? Sözü Nina Persson alıyor, o halde: Evet, Manics'in yeni kaydı için beraber bir şarkı söyledik. James işbu kayıt için New York'a gelip bazı çalışmalarımı gözden geçirdi. Hakikaten büyük bir şarkı oldu aynen düetimiz gibi ve MSP benim en favori gruplarımdan, onlardan gelen bu teklif için gerçekten çok mutluyum. Umarım bu şarkıdan zevk alırsınız. Zevklerin en anlatılmazını yaşıyoruz Nina, emin ol! Biliyorsun, seni, sesini, grubunu, solo albümünü, İstanbul'da verdiğin konserinizi, değiştirdiğin saçlarını ayrı ayrı seviyoruz. Laf fazla uzadı, en iyisi şarkıyla beraber uçmaya başlayalım...Etiketler: Manic Street Preachers, Nina Persson

Dikkat, bir başyapıt ile karşı karşıyayız, indie alemi Patrick Wolf'un zaferi için yerlerini alsın, cazibe alayı için her şey yerli yerinde. 1983 doğumlu genç adam inanılması zor başarılara imzasını atıyor nicedir. 2003 yılı albümü Lycanthropy kuşkusuz senenin en gösterişli ve yetkin albümlerinden biriydi. Haliyle 2000'lerin en iyi debut'larını seçmeye kalksak bu albüm zirveyi zorlayabilir. Baştan sona Wolf sound'u içeren albüm intro Prelude ve bağlayıcısı Wolf Song ile mükemmel bir iş ortaya döküyordu. Hemen ardından gelen destansı Bloodbeat'in kışkırtıcı ritimleri ile albüm zirve noktasına ulaşıyor. 2. albüm Wind in the Wires da Patrick ile olan mesaimizin ilelebet olacağının sinyalleri geliyordu. Brett Anderson'dan sonra, David Bowie'nin 70'leri Patrick'de toplanmış, müzik ve cinsellik alabildiğine haykırıyor. Glam'e çalan gitarlar ve tamamlayıcısı tuhaf imajlarıyla Wolf, müziğin parıltılı yüzünü sunuyor. Londra'lı müzisyen kusursuz ses güzelliğinin yanında birçok müzik aletini de kendisi çalıyor; tek kişilik orkestra olan Wolf halihazırda müzik yapan en etkileyici seslerden birisi. Ne kadar sevdiğimiz müzisyen varsa, Antony Hegarty, Bowie, Gary Newman, Pj Harvey, Rufus Wainwright, Adam Ant ve fazlası Patrick'in gizeminde birleşiyor. Tamamiyle kışk
ırtıcı bir ses mafyası Patrick Wolf. Yeni albüm The Magic Position aynen ismi gibi sihirli bir pozisyona işaret ediyor. 23 yaşa sıdırdığı hayatının ardındaki düş öğeleri bir bir kendisini gösteriyor. Liriklerin alt metinlerine baktığımızda bu adamın ayrıksı tarafı 2000'lerde raslamakta zorluk çektiğimiz bir yeri tekmeliyor, vahşi bir alanda ikamet ediyoruz, zehirli çiçeklerden oluşan bir bahçede buluşuyoruz. Her çiçek öylesine güzel duruyor ki orada, birisini koparsak tüm düş bozulacak gibi. Albüm Patrick'in tüm personalarını ele veriyor, ardı arkası kesilmeyen Jean Genet'in hayal dünyasından fırlayan kişiler tören alayını konuşlandırıyor. Girişteki şarkı Overture davul ve yaylılar ile albümün geri kalanı hakkında iyi bir fikir veriyor. Müthiş bir synthpop örneği olan bu şarkı Patrick'in yarattığı düş aleminin sadece bir kanadı. Devamında gelen, albümle aynı adı taşıyan parça The Magic Position kusursuz bir orkestrasyon ile The Divine Comedy şarkılarını anımsatıyor. Patrick , Neil Hannon'dan geri kalmıyor tabii. Tekrar tekrar yalamak isteyeceğimiz bir lolipop tadı veriyor. Biraların havaya kaldırıldığı, etrafta ne kadar insan varsa dansa kaldıran sıkı bir pop şarkısı ile yüzümüz en güzel halini alıyor. İlk single Accident & Emergency ve devamındaki tüm şarkılar ruh ve bedenimizde hareketlenmelere sebebiyet veriyor. Patrick Wolf -şu an için-The Magic Position ile senenin en iyi albümünü bizlere armağan ediyor. Hayatı daha bir çekiler hale getiren insanların arasına Patrick Wolf katılıyor, yanında seks, gizem, cazibe, süprizlerle dolu hayal dünyası ile... Kadehler Patrick'in şerefine kalkıyor.MP3: Patrick Wolf - Accident & Emergency
MP3: Patrick Wolf - The Magic Position
Etiketler: Patrick Wolf

Bazılarımızın hayatı melodram...
Nothing really flows in my life
No one really cares if no one ever shares my care
People push by with fear in their eyes in my life"
Etiketler: Brett Anderson

Hemen Tracey'nin myspace sayfasını açın, her derde deva bu elktronika-pop divasına diskonuzu teslim edin. Tracey, nasıl derler, sıkı geliyor.
Mart 5 çıkışlı ikinci solo albüm Out of the Woods ile dansla melankoliyi harmanlayacağız, haberiniz olsun.
Etiketler: Tracey Thorn
