
O dönemlerde Seyyan Hanım bir primadonna, boğazın iki yanından kayığa bindi mi sesi çınlıyormuş, Deniz Kızı Eftalya diyorlar; 'kim bu güzel sesli' diye. Yurtdışında çok söylediğim bir kanto var, bu albümde kesinlikle olacak; 1905'de Şamran Hanım'm söylediği bir kanto: "Sarhoşum ama hiç rakı içmedim. Aşıkım ama hiç güzel sevmedim. Sarhoş olsam senin gibi bir güzel severdim. Küp dolusu rakıyı içerdim. Aşık olsam senin gibi bir güzel severdim." İkinci kıta -yalnız erotik biraz-: "İnci gibi dişler, altına yaz düşmüş. Ne o beyaz göğsün? Neden öyle şişmiş?" Bu kantonun söylendiği zaman 1905, müthiş bir şey, müthiş bir cesaret. O dönemlerde bazı gazinolar basılıyor, kadınlar arka kapıdan kaçırılıyorlar. İstanbul'da tangonun altın çağı yaşanıyor. Balolar, sahne almalar, taş plaklar yapılıyor. İstanbul'da başka bir dünya var. Hülyalı bir dünya.
dinoah
26 Kasım 2007 Pazartesi 15:39
bu karıya tahammülüm yok.
MP3: Sema - Kadikoylu
MP3: Sema - Mon Bey
Myspace
süperrrrrrrrrrrrr
bayıldımmmmmmmmmmmmmmmm
bu karıya tahammülüm yok.
tahammül sınırlarını açıklar mısın lütfen?