Natasha Khan (26), eline tarot kartlarını almış yolunu çiziyor. Kartlardaki resimler ise Kate Bush-Bjork-Pj Harvey-Siouxsie'den oluşmakta. Şu an için onların izlerini takip ediyor, iyi ki de takip ediyor. 2006 debut'su Fur and Gold ile eleştirmenler nezdinde başarı yakalayan, sevdiğimiz müzisyenlerin favorilerilerinden olan Bat For Lashes belli ki besteleri ve enterasan sahne şovları ile ilgiyi sıcak tutacak. David Lynch filmlerinde ne varsa onun müziğinde de o var. Bildik sıkıcı gerçeği müziğinden ve hayatından örtbas eden, ona eşlik edenleri büyü ve kanla harç ettiği fantastik alanına davet ediyor.
Yetenekli de aynı zamanda, hem yazan hem söyleyen, gitar, perküsyon, piano vesaire ne bulduysa çalan bir müzisyen. Puan kırdığımız yerler ise ara ara 'Bjork'leştiği anlar! Şiirsel bir albüm bu, had safhada dramatik. Alacalı bulacalı giyimi de müziğini tamamlayan bir unsur (evet, zamane tayfası giyim-kuşamına ayrı bir önem veriyor.) Konserleri tiyatro havasında geçiyor, tahmin ettiğiniz üzere. Daha şimdiden 2006'ın gözdeleri arasına giren, debut'su Fur and Gold sayesinde sene sonu listelerinde ismine bolca rastlayacağımızı söylemek sıradan bir tahmin, e tabii ki. Bu coğrafyada henüz tanıyanı az da olsa, birkaç zamana kalmaz sık sık anılacak isimlerden birisi Natasha Khan. Bat For Lashes ismini yazın bir yerlere, parti-si başladı!
Etiketler: Bat For Lashes

AMERİKA'NIN BOWIE'YE CEVABI
Glam rock dinliyorsanız Jobriath dinlememek hoş karşılanmaz baştan söyleyelim. Glam'in sadece İngilizlere has olmadığının en iyi kanıtıdır Jobriath. Ayan beyan gey olduğunu ifşa eden(bilinen ilk rock yıldızı), haklı bir gurur timsali olması bir yana müzik adına ne yaptıysa kısacık geçmişinde (1946- 1983) halen Jobriath çoğu müzisyenden daha hoş tınlar ruhlarda. Müzik yapmadan evvel Broodway'de performansları ile küçük bir kitlenin dikkatini çeker. Asıl adı Bruce Cambell olan, '60' sonlarında ise bildiğimiz Jobriath ismini kullanmaya başlar. Bol makyajlı sahne şovları (glam dedik ya), her konserdeki şaaşalı tavırları ile glam'in dinamiklerinden birisi haline gelir. Vokali Bowie'den ziyade Marc Bolan'a yakındır. Jobriath ve Creatures of The Street adlı iki albüm ile güzel ve özel olduğunu kanıtlar. Suede, Pet Shop Boys, David Bowie ve Morrissey gibi dünyaya seks ve ihtişam armağan eden birçok 'ayrıksı' müzisyen/grup Jobriath ile aynı meridyeni paylaşır. 37 yaşında AIDS'den ölse de onu sevenler için halen ruh pikaplarında yaşamaya devam eder. (Yeni yetmelerin Velvet Goldmine ilgisi belli, o zaman onlar için bir 'nasıl yani?' ile yazıyı sonlandıralım: Jobriath debut kapağına bakarsanız durumu çakarsınız.)

MARC ALMOND STAR SEKSTastamam ilham verici, az sayıda gönülçelen şarkıcıdan birisidir Marc Almond . '80'lerde takılı kaldı' diye düşünenler çok olsa da Marc Almond yıllar yılı harika albümler yapan, besteleri ile çoğumuzu kendisinin esiri haline getiren erkek divadır. jacques brel sevdasından asla vazgeçmeyen, onun şarkılarını en iyi yorumlayan şanson hastası adamımız bunu her fırsatta dile getirir. Tüm zamanların en iyi kavır şarkıcılarında biridir aynı zamanda. Üstüne yapışan gey giysisini saklamak bir yana, sahne şovlarında bunu daha vahşi hale getirir. Onun konserinde olmak ve o havaya eşlik etmek her müzikseverin yaşamak isteyeceği deneyimlerdendir. '80'lerin hemen başında Tainted Love ile listebaşı olan Almond, her ne kadar bu şarkının gölgesinde kalsa da uzun yıllar, sonrasında aynı başarıyı Something's Gotten Hold Of My Heart ile tekrar yakalar. Harika bir albüm olan The Stars We Are'da yer alan bu şarkıda unutulmaya yüz tutmuş -görkemli- Gene Pitney ile düeti sayesinde yeniden omuzlara alınmıştır (hak ettiği yerdedir.) Pet Shop Boys, Suede, My Life Story, ve Pulp'ın da aralarında olduğu nice grubu etklemiştir. Soft Cell ile başladığı müzikal yolculuğuna solo olarak devam eden, her şekilde-her zaman takip edilmesi gereken eşsiz bir müzisyendir. Onu sadece Tainted Love ya da Something's Gotten Hold Of My Heart ile hatırlamak ise yapılabilecek en büyük hatalardandır (2000 başlarında çıkardığı eşsiz albüm Open All Night onun son nefesimize dek 'aşklar' hanemize ekleneceğinin kanıtıdır.) Asıl güzelliklerini merak edenler için bulunmaz bir hazine görevi görür. Defineciler iş başına, star'ınız sizi bekliyor!
Etiketler: Marc Almond
THE DIVINE COMEDYirlandalı Neil Hannon baştan bu yana bizi yanıltmadı. Her albümü ile gönlümüzü çelen ender müzisyenlerden biri. Serüveni 90'lı yılların başında start alsa da 3. albüm Casanova (1996) ile Pulp'ın hız verdiği Brit odaklı müziğe harikalarını ilave eder. Sonrasında gelen A Short Album About Love ve '98'in en iyilerinden olan Fin De Siécle ile tahtından kolay kolay inmeyeciğinin kalıcı sinyallerini verir. Neil Hannon'ın soğuk, entelektüel, realist bakış açısıyla şenlendirdiği şarkıları yıllar yılı sevilmeye layıktır. Noel Coward'ın üvey evlatlarından, Scott Walker geleneğinin temsilcilerindendir ne de olsa.
The Smiths'in -belki de en iyisi olan- There's A Light That Never Goes Out şarkısının yorumuyla mükemmeli yakalamıştır bize göre. Vokali tüyleri (evet, bildiniz) diken diken eder, söylemesi. Tok seslilerin, en görkemlilerindendir. Hele ki The Certainty Of Chance şarkısı var ki, bu şarkı son nefese dek fondaki yerini muhafaza edecektir.
Etiketler: Neil Hannon, The Divine Comedy
BENİ SİZ DELİRTTİNİZ Luke Haines'in her zamanki zaman-ötesi işlerinden biri. '98 yılındaki debut England Made Me ile 90'lar dahil tüm zamanların en iyi ilk albümlerinden birine imza atar. Müzikler her ne kadar soft olarak değerlendirilse de iş sözlere gelince her şey, her şeyimizi allak bullak etmeye yetiyor. Hayatın adaletsiz olduğunu çözüm-süzlüğ-ün intihar ya da kabulleniş olduğunu söyleyen bir şarkı (İngiliz radyolarında yasaklandı -çoğuğumuza göre ilk anti-Britpop şarkısıydı bu aynı zamanda-), çocuk hırsızları, çocuk psikolojisi hakkında şarkılar ya da İngiliz hükümetinin ipini pazara çıkartan diğer şarkılar. Fazlasıyla cesur bir albümdür. Orta çağ geri de kalsa da 'devlet'lerin insanlar üzerindeki baskıları değişmiyor, takdir edersiniz ki. Haines'in olduğu bir topluluğun bunlardan bahsetmesi, bilenler için normaldir. Sözüne en çok güvendiğimiz müzisyenlerden birisidir zira. İş bu albüm England Made Me ile bir takım medya tarafından aforoza uğrarlar. 301 bir şekilde kendisini gösteriyor, buralarda ya da oralarda! İlk atışı Suede için kurulan plak şirketi Nude Records ile başlattılar. Bu bile onları sevmemiz için geçerli bir nedendir.
Solist Sarah Nixey'nin vokalini tanımlamak için elimizde olan hoş sıfatlar yetersiz kalır. Onun vokali ile grup ayrı bir edaya sahiptir, bilenler bilir, Nixey tüm zamanların en iyi kadın vokallerindedir. Grubun diğer kişisi John Moore 80'lerden bir dostumuzdur, Jesus and Mary Chain'den. -2001 yılında Sarah Nixey ile evlenir, bir çocukları olur ve bu yıl boşanırlar-Olağanüstü ilk albüm sonrasında gelen 2000 yılı The Facts Of Life (#37) uzunçalarında temalar değişmez: Sex, ölüm, siyaset, cesaret!... Bu onların işiydi, alışmıştık. Bir sene sonra ise b-side'ları ve daha evvel yayınlanmamış şarkılarının olduğu The Worst of Black Box Recorder, son olarak 3. stüdyo albümleri Passionaia (2003) ile beraber ruhumuz onlara teslimdir. Baştan bu yana onlar bizim için çok şey ifade ediyorlar! Emin olun Black Box Recorder gibi gruplar her zaman hayatımıza girmiyor, girince de acısına gönüllü talip oluyoruz!
Etiketler: Black Box Recorder, Luke Haines, Sarah Nixey

Off My Rocker At The Art School Bop
Tüm zamanların en üretken, en dahi, en 'söyleyecek sözü olan' müzisyenlerinden birisidir Luke Haines. The Auteurs ile başladığı müzikal yolculuğunda, 1993 Mercury Müzik Ödülleri'nde ödülü Suede'e kaptırarak, hiçbir zaman istemeyeceği medyatikliği de elinden bile isteye kaçırır. Her ne kadar en sevdiğim grup Suede olsa da, o ödülü The Auteurs alsa da değişen bir şey olmazdı. Luke Haines solo ya da birbirinden enterasan gruplar ile varlığını sürdürmektedir. Kendi toplumunu en ağır-haklı şekilde eleştiren, her bir cümlesi merak uyandıran zamane bir filozof/sosyolog aynı zamanda. Baader Meinhof (70'li yılların Alman terorist topluluğuna ithafen)(tek albümlük) projesi ile ne kadar cesur olduğunu göstermiştir, ki o bunu hep yapar! 1998'de kurduğu Black Box Recorder grubu ise debut'su England Made Me ile İngiltere'nin 'yüz karası' olur. Albümdeki her şarkı İngiliz hükümeti ve toplumuna saptlanan bıçak darbeleri ile doludur. Bu grup halen devam eder, iyi ki de devam eder. Sıfır hata ile müziği devam eden, birkaç gün evvel çıkardığı Off My Rocker At The Art School Bop ise bu yılın kayda değer yegane albümlerinden biridir. Hakkında sayfalarca kelam üretilebilir ama hiç bir cümle onun 'ilah'lığını deklare etmemize için yeterli olmaz. Luke Haines: Mükemmeldir!
Etiketler: Luke Haines