8/1


AYDİLGE TAMAMDIR
Kış aylarında ruh pikabımızdan eksik etmeyeceğimiz, bayaa bir dönemdir döndürmek isteyip de nicedir böylesi bir sese, böylesi bir lirik gücüne hasret kaldığımız şu günlerde imdadımıza hızır gibi yetişen Aydilge bazılarımız için her dem başucu sayılabilecek albümü 'Küçük Şarkı Evreni' ile artık yanıbaşımızda.
Download manyaklığımız had safhada iken, albüm fiyatları bizleri korkutadursun, Aydilge için tüm paramız helal olsun!
8'lik bir veletken TRT Radyosu Çocuk Korosu (ne alaka ya) imtihanlarını bileğinin (minik bilekler olsa gerek) hakkıyla kazanan, müziğe gönül veren (çok 'kiç'im alttan alın, lütfen) aynı zamanda sıradışı (sayılır) bir yazar kimliği de bulunan, bu güzel (içi güzel demek daha doğru olur) kızımız, ezber bozduran bir müzik tekniğine sahip (en azından buralar için) aslan parçası adeta!
Daha şimdiden 2006'ın en iyi 10 albümünden birini yapan, müzik aletlerimi eskiten albümü ile çok başarılı hatta harikulade ve de fevkaledinin fevkinin fevkinde sesi ile beni benden alan, bir daha da aynı yere bırakmayan harika ses!
Eşsiz müzikal bilgimi konuşturacak olursam: Nazan Öncel'in mirasını devralan zat bulunmuştur, tez zamanda civar köylere haber salına! Şaka değil; Nazan sonrası çıkan en iyi kadın seslerin başında gelmekte, pek tabii Aydilge...
Yüreğimizi kanırtan, yalnızlığa ortak ettiğimiz bu insanda cevherimsi özellikler var, es geçmemek lazım. Albümün ilk şarkısı Bu Gece Ben Ay ile ne demek istediğimizi anlayacaksınız. Yalnız Değilsin, Çal,veya Yanıyor'u bir defa içinize alın bir daha kolay kolay bırak-a-mayacaksınız.
Debut dönmeye devam ettikçe hakkında daha fazla kodlar bırakıyor; buralarda böyle kaybeden temalarla kaybetmişliğini belli eden az sayıda müzisyen olduğu için ister istemez diğer karakterlerden ayrılıyor.
Alaturka'yı es geçmeyen ve rock ile buluşturan Aydilge kısacık albümünde bunu sıkı bir şekilde harmanlamış. Bu kızda iş var!
Her ne olursa olsun; cesur bir albüm ile başbaşa bırakıyor bizi Aydilge. Uçlarda seyyah olanlar da onun dünyasına daha kolay konuşlanabiliyor. Şansı yaver gider ve dinleyici kitlesi onu yolunda yalnız komazsa şayet, ilerki zamanlarda daha sağlam işler yapacağına inancımız tam. Hoş, şu haliyle bile onu fazlasıyla beğendik ya, gerisi de onun ruhuna kalmış.

Etiketler:


BEN HİÇ BİR ŞEYİM... MORRISSEY
Aynen böyle dedi... Olaya bakın ey dünyalılar; adamımız resmen taşak geçmede siyah kuşak sahibi! 10 Haziran gününü parlak mı parlak neon ışıkları ile sıkıcı hayatlarımıza ismini kazıyan Morrissey, bu ülkede cereyan eden en iyi performansı da tüm güzelliği ile sergiledi. Dile kolay gençlik yıllarımızın naif ve seksi kahramanını ilk defa bu kadar yakın mesafede karşımızda görebilmek, (inanın yazması bile kalpleri yakıyor) şaka gibi ama aynı atmosferde 'anı' yaşamak çoğu sevenine ilaç gibi geldi -antidepresan adam- Müzik dünyasında haklı bir şekilde herkesten farklı olan, ne öncesinde ne sonrasında bir eşi daha olmayan, eşsiz adam Türk hayranlarını mest etti.
Morrissey her daim kıyıda köşede kalmış, münzevi takılan, freak geçinen çoğu romantiğin sesi ve soluğu oldu bunca yıl. Onu, kelimenin tam anlamıyla 'kahraman' belleyen birçok kişiyi peşinden koşturan, asla ve kat'a aşık usandırmayan, yaşamın tüm sıradanlığını kendisinde varolan 'alamet-i fahrikası' şaaşasıyla, ahir zamanların Oscar Wilde'ı tüm güzel ruhlar için bulunmaz hint kumaşıdır! Boşuna kendimize gönüldaş seçmedik ya onu!
İstanbul'un en güzel 10 Haziran'ında sahneyi sekse boğan, tüm zamanların en güzel 3 insanından biri (#1 Brett Anderson, #3 Bowie) ne de olsa adamımız. Hele o unutulmazlar arasına giren alaycı dansı yok mu? Her seferinde zevkten parçalara bölen, meme elleme figürleri ile (yalarız) ile geceyi çekici hale getirdi. Hatta öyle ki sayesinde geri kalan 'uncool'lar bile 1 saat 15dk boyunca hayatlarında ilk defa albeni sahibi oldular.
Konser öncesi moraller sıfırda seyir halindeydi zira kuşlar bize: Morrissey'in set listinde daha çok son 2 albümden çalacağını fısıldamıştı! Buruk bir ifade ile sahne önünde yerimizi parselleye duralım ne zaman Morrissey göz hizamızda belirdi o an; kuşları siktir edip sadece ve sadece ona mimlendik! Allah'ım o ne güzel bir ses, o ne güzel bir beden, o ne güzel bir ruh... O gece tüm içkiler Morrissey şerefine havaya dikildi (başka dikilen yerler de vardı ama bunu pas geçelim)
Gölgesinde her zaman 'asılası' bir homoseksüalite barındıran, magazin gönüllere prim üstüne prim yaptıran Morrissey'in ilk kelimesi Zeki Müren olunca da gecemizin harika geçiceğinin ilk sinyalleri de kendisini göstermiş oldu. Gey ikonu olmak bir yana ne halt yaptıysa, tüm zarafeti ile bizi kendine hayran eden adamımız tüm aseksülliğine rağmen kimsede olmayan seksüalitesini de bir kez daha kafamızda dönen sarhoş yıldızlar ile dank üstüne dank ettirdi.
Her lafında aşka geldiğimiz Morrissey'in arada söylediği; "Hiç kimse değilim (es) Morrissey" beyanatı ise onu neden bu kadar sevdiğimizin en açık sebebi idi: Herşey olabilirsiniz ama MORRISSEY olamazsınız!!!

Etiketler:

CALEXICO

Ne zaman bu grubu dinlesem aklıma Roll dergisinden Gökhan Pamuk geliyor ya da getiriyorum. Bu adamı oldum olası seven birisi olarak; Calexico da hep gönül verdiklerimden oldu. The Black Light ile zamanı bayaa bi' akıtmışlığım vardır halen de akar, akar... Trigger, Frontera parçalarını dinlememek olmaz. Amerika kıtasından böyle güzel insanlara alışık değilim ama yine de Calexico'nun ardından Smog dinlenebilir. Kovboyların dansları, kavgaları ve de aşkları için dinlenmesi gerekir hatta tam o sırada çalan grup Calexico olmalıdır. Çölde vaha bir gruptur.

1994 Gurur Listesi:

Dog man star - Suede * Vauxhall And I - Morrissey * His 'n' hers - Pulp * Time for the rest of your life - Strangelove * American recordings - Johnny Cash * Second coming - Stone roses * The holy bible - Manic street preachers * Dubnobasswithmyheadman - Underworld * Definitely maybe - Oasis * Ill communication - Beastie boys * Protection - Massive attack * Let love in - Nick Cave and the bad seeds * Monster - R.E.M. * Bakesale - Sebadoh * Universal mother - Sinead O’Connor

Eksikler illa ki var. Aslında O yıl bayaa ses getiren albümler de gün yüzü gördü. En popüler olanlardan birisi de Jeff Buckley'ın tek albümü olan "Grace" ya da Beck'in olay kaydı "Mellow gold"... Ama bu iki isimle de uzaktan yakından aram olmadığı için liste dışı bıraktım bi' güzel onları. 1994 yılının en iyisi tabii ki Suede - Dog Man Star. Hatta benim için tüm zamanların en iyisi!

Etiketler:


1998'İN EN İYİ ALBÜMLERİ

The Divine Comedy – Fin De Siecle / R.E.M. – Up / Manic Street Preachers – This Is My Truth Tell Me Yours / Pulp – This Is Hardcore / Smashing Pumpkins – Adore / Lauryn Hill – The Miseducation Of Lauryn Hill / The Cardigans – Gran Turismo / Pj Harvey – Is This Desire / Black Box Recorder – England Made Me / Air - Moon Safari / Belle & Sebastian – The Boy With The Arab Strap / Sparkelehorse – Good Morning Spider / Asian Dub Foundation – Rafi’s Revenge/ Idlewild – Hope Is Important / Mercury Rev – Deserters Songs / Catatonia – International Velvet / Mansun – Six / Placebo – Without You I’m Nothing / Boo Radleys – Kingsize / Rialto – Rialto / Space – Tin Planet / Elliott Smith – Xo

Etiketler: , , , , , ,

ROBOTLAR İŞ BAŞINDA

Baştan söylemek lazım Kraftwerk her ruha gelmez. Bu grubu ruhunuza ilave etmek için baştan ruhsuz olmayı kabullenmeniz gerekir.Çoğunlukla beni tanıyanlar; bana robot muamelesi çektiği için ister istemez Kraftwerk semalarında gezerken kendimi buluyorum! Deneysel müzik yapanlara her ne kadar nanikle karşılık versem de bazen işler değişiyor. Alamanlar tarih sahnesinde pek de dişe dokunur mamüler sunmamıştır ama Kraftwerk ile kendilerini affedebilmişlerdir diye umuyorum. Olmazsa olmazım gruplardan biridir. Birkaç şarkısını bilmek gerekmez azmedip tüm işlerine ulaşmak gerekir. Sonrasında hayata "roboinsan" olarak devam etmek de kaçınılmazdır.

Onlar da aynen David Bowie gibi ne yaptıysa '70'lerde yapmışlardır. Sonrasında da cepten yemişlerdir, devam etmektedirler. Her zamanı geçmiş ürün gibi bayatlasalarda eskileri de kolay kolay yabana attırmam. 1977'de çorap söküğü gibi her yerden çıkan Punk gruplarının aksine; başyapıtları Trans-Europe Express ile hayata bir çelme takmışlardır. Haydi eller havaya yaptıran bir grup değildir ama onların da "havaya kaldırttığı" başka yerler de vardır! Kraftwerk ne yaparsa yapsın aslında sadece bir tane şarkı yapabilmiştir ki; Onların şarkısı da tüm zamanların en iyi 10 şarkısından biridir. Bırakın da Kraftwerk ruhunuza tecavüz etsin de; "milli" olma şerefine onlar sahip olsunlar.

POPÜLER KÜLTÜR'E NANİK ATAK

Ey dünyalı biz dostuz! Tuhaf adam aramızda - Abba çalacak diskoda!
Bizi asıl çarpan müzik ilgisi/bilgisi ile başat seyreden tv dünyası üzerine kalem salladığı yazıları ile hayata gösterişli bir çelme takan, muzip edasından ödün vermeyen her daim okuyanın yüzüne garip mimikler konduran esrarengiz adam!
Ege insanının özelliğinden midir nedir anlam yüklemesi zor ama Atilla şu ana dek karşılaştığımız birçok insandan (belki de hepsinden) daha sıcak ve sevgi yüklü. Bu kelimeler her ne kadar artık 'kitsch' kaçsa da bazı ruhlarda emanet durmuyor!

Naim Dilmener'in Türk müziği için yaptıkları ve bize kazandırdıkları paha biçilemez ama Atilla Aydoğdu da Türk pop müziği için önemli değerlerden biridir, olmasa da ona şans tanırsak eğer bizi yanıltmayacaktır. Aldığımız haberlere göre 2 seneye kalmaz arşivsever gönüller için çok sağlam bir 'iş' ile karşımıza çıkacak. Gel de heyecanını bastır! Her yaptığı güzel adamın, bu da güzel olacak belli işte. Neden peki? Adam güzel zira.

"Ya bu adamın hiç mi arıza tarafları yok" diyecek olan insanlar olabilir, haklılar da. Evet arızalar dünyasında, daha çok kendi sularında boğulan birisi olduğunu yazılarında deşifre ediyor yeterince. Hatta zaman geliyor ki; Atilla sanki sadece kendi halini bizlere duyurmak için cebelleşiyor, (harikalar yaratıyor) onca dil döküyor. İnsanız beşeriz, şaşarız-kimbilir? Paranoyalarımdan birisi belki ama Atilla'nın her yazısından sonra, bünyde varlık gösteren istek ona sınırsız 'bira' ısmarlama isteği oluyor. Kuşlarımız boş durmuyor ve adamımızın içmediğini bize yetiştiriyor, moralimiz yerle bir oluyor ama gene de bir şekilde onu kandırabilme hınzırlığımız baş gösteriyor.

ROLL dergisinin uslübunu bilenler bilir, kendi stratejileriyle oluşturdukları; kimine göre entel ayarlarda seyreden, kimilerine göre (zamanına göre) 'cool' çöplüklerde öttürdükleri boruları/birikimleri bazılarımıza aykırı gelse de; Atilla'nın stili dergi içinde bile hemen farkedilir, kısa zaman sonra alışkanlık yaptırırdı. Ve de dergi çalışanları arasında kimsede olmayan 'şeytan tüyü' hakeza aurası ile aylık tirajı 5000 olan ROLL'un (atıyorum) 3500'lük tarafının bu adam sayesinde alındığını söyleyebilirim!

ROLL dergisi ya da şu an Akşam gazetesinde harikalar yaratan, naif adamımızın bizi yalnız bırakmaması dileğiyle. Şaka değil; Onun gibisi az gelir dünyaya/dünyamıza.

Etiketler:



Eskiler | Older Post | 1 |2 |3 |4 |5 |6 |7 |8 |9 |10 |11 |12 |13 |14 |15 |16 |17 |18 |19 |20 |21 |22 |23 |24 |25 |26 |27 |28 |29 |30 |31 |32 |33 |34 |35 |36 |37 | 38 | 39 | 40 | 41 | 42 | 43 | 44

© 2006 8/1 | LovesBrett Anderson++