7/241.Dog Man Star - Suede
2.Ziggy Stardust - David Bowie
3.Queen Is Dead- The Smiths
4.Scott 3 - Scott Walker
5.Spirit Of Eden - Talk Talk
6.Secrets Of The Beehieve - David Sylvian
7.Perry Blake - Perry Blake
8.Sackcloth'n'Ashes - 16 Horsepower 9."2" - Black Heart Procession 10.Antony And The Johnsons - Antony And The Johnsons 11.Closer - Joy Division 12.Different Class - Pulp 13.Murder Ballads - Nick Cave 14.New Wave - The Auteurs 15.Transformer - Lou Reed 16.Pornography - The Cure 17.The Black Light - Calexico 18.Adore - The Smashing Pumpkins 19. Velvet Underground & Nico 20.Ok Computer - Radiohead 21.Murmur - R.E.M 22.Generation Terrorists - Holy Bible - Manic Street Preachers 23.Actually - Pet Shop Boys 24. Doctor Came at Dawn - Smog
Etiketler: Listeler
Kalan Müzik yaptı gene yapacağını. Aşina olduğunuz filmleri izlerken 'sahibinin sesiyle' özdeşleştirdiğiniz, şarkılara hayat veren Belkıs Özener'in hakkı en sonunda teslim edildi. Ama 30 sene farkla!
Kelimenin tam anlamıyla 'hazin' bir öyküsü var görünmez kahramanımızın. Gönül Yazar etiketi altında yıllarca 'azıcık aşı ağrısız başı' ile yetinen, karanlık dublaj odalarında starlara muhteşem sesini bağışlayan Belkıs Özener için hayat hiç de kolay geçmedi. Erken yaşta hayatını evliliğine ve çocuklarana adadı ve gazinoların altın çağında evdeki hayatı seçti. Abla Gönül Yazar, işten işe koşuyor, 'Taş Bebek' lakabını tüm ülkeye, tüm neon ışıklarına yazdırıyor, şöhret merdivenlerini 3'er 5'er tırmanıyor ve bunun getirisi olarak azımsanmayacak bir servete ve dokunmazlığa sahip oluyordu.
Hayat zordu. Şöhret artık çok uzaklardaydı ama birgün...
Kalan Müzik sayesinde çıkan 'Sahibinin Sesinden' albümü ile müzik piyasamızın boşa kürek çektiği dönemde bu albüm çoğu yer için bir kurtuluş oluyor; albüm çok iyi satıyor, programlara katılan Belkıs Özener hayatı boyunca arzuladığı mevkiye de ulaşmış oluyordu. Belki de ilk defa adını '4 Yapraklı Yonca'nın önüne yerleştiriyordu. Ses verdiği şarkıları tüm insanlar biliyor ve söylüyordu. Hepsi artık gerçek bir klasik haline gelen: 'Sevemedim Karagözlüm', 'Adını Anmayacağım', 'Damarımdaki Kanımsın' olmak üzere tüm güzel eserler tekrar hayatımızdaydı.
Bu sefer bir farkla ama: Belkıs Özener ismi ile beraber! Bir yandan onun zamanını ve hayatını çalan sisteme kan kusuyor, geç de olsa gelen iade-i itabar ile onu daha çok anlıyor ve yaşadığı güzelliklere ortak oluyoruz.
Öncelik olarak Belkıs Özener'e sonsuz sevgi ve teşekkürlerimizi sunduktan sonra, Kalan Müzik gibi firmaların daha çok olması gerektiğinin gerçeğini bir kez daha anlıyoruz! Bu ülkede iyi işler de yapılıyor demek.
Etiketler: Yerli Müzik
NAİM BİZİ DİSKOYA GÖTÜRBazı insanlara bakınca, yüzündeki ifade her şeyi açıklamaya yeter. Naim Dilmener onlardan biridir. Daha net bir ifade gerekirse eğer; Naim, birkaç kelam edince, yürekten bağlanacağınız, ağzından çıkan kelimeleri hayranlıkla dinleyebileceğiniz, zor bulunan ama çabuk sevilenlerden. Türk pop'u için canını siper edecek kadar tutkulu bir aşk yaşayan-yaşatan, her eleştirisi ile yüzümüze küçük bir gülümseme yerleştiren, eşsiz adamlardan.
İnanılmaz ama gerçek: Naim Dilmener yazıları çoğunlukla hakkında yazdığı sanatçılardan öne geçiyor ve alkışı hakediyor. Kim için yazdığından çok ne yazdığına bakmak bile yetiyor. Her dem okuyanı kendinden geçiren, her cümlesi ile yazmaya hevesli beyinlere önder olan, müziği geri planda bırakmayanlar için hayatlarınındaki en özel kişilerinden biri haline geliyor.
Müzikle içli dışlı olanlar, kesin ki ondaki arşivi kıskanıyordur. Arada sırada, haberi olmadan evine girip, plak ve 45'liklerini dinlemeye o kadar ihtiyacımız var ki! Harika olurdu bu! İşte müze yapılacak ev! Evinin en güzel köşesinde bulunduğunu düşündüğüm, Türkçe pop müzik üzerine yazdığı kitabı "Bak Bir Varmış Bir Yokmuş"a bakıp bakıp iç de geçirebiliriz hatta. Bu kitap şimdiye dek yazılan en nitelikli, harika anılarla ve gerçeklerle dolu, "bulunmaz parçadır". Halen okumayan arkamdan gelmesin.
Naim Dilmener'i sevmek için bir diğer önemli neden ise AJDA. Dilmener, Ajda Pekkan'a gereken değeri veren az sayıda insandan biridir. Aklımın bir türlü almadığı konudur bu. Her zaman güme gitmiştir Ajda! Neredeyse bütün şarkıları harika olmasına karşın, insanların aklında kalanlar: "Michael Jackson mıdır daha çok estetik yaptıran, Ajda mı?" ve Eurovision'da Petr-oil şarkısı ile 0 çekmemiz. Etraftaki çatlak seslere kulak tıkadığımız zaman, Naim Dilmener ve Ajda'yı daha iyi anlayabiliriz. Öyle ki ikisini de birbirinden bağımsız düşünemiyorum. Ajda Pekkan'a iade-i itibar sağlama görevi de tabii ki ona düştü. Yani Allah dünyaya Ajda'yı gönderirken arkasından Naim'i bıraktı.
Babylon'da insanı 2 dk'da cennete götüren enfes programları, Radikal'deki yazıları ya da Açık Radyo'daki programı... Tüm bunları yapabilecek tek insandır o. Bugüne kadar çok müzik eleştirmeni gördük daha da göreceğiz ama hiçbirisi Naim Dilmener kadar içten ve değerli olarak kalmayacak akıllarda ve arşivlerde.
Bulursanız Kaçırmayın
Başta 'Bak Bir Varmış Bir Yokmuş' olmak üzere Naim Dilmener'in yaptığı ve yapacağı herşey!
Keşke Olsa
Baştan sona Naim Dilmener'in kotardığı bir Ajda albümü!
Etiketler: Kişiler, Naim Dilmener

Nasıl ki David Sylvian en önemli mabetlerimizden ise Perry de, ona yakın müziği ile bu kervana dahil olan bir isim. Sylvian dışında Scott Walker, Nick Drake gibi şarkıcılar müziğinde referans olan isimler. Ayrıca John Barry, Burt Bacharach gibi kaotik film müziklerini yapan isimlerden feyz aldığını da anlayabiliriz.
Etiketler: Perry Blake
The Big Time - Suede
There Is a Light That Never Goes Out - The Smiths
Moonage Daydream - David Bowie
Suedehead - Morrissey
California - Perry Blake
Fever - Pink Grease
Prescilla - Bat For Lashes
Fuzzy - Grant Lee Buffalo
A Design For Life - Manic Street Preachers
Clown - Elefant
20 Years - Placebo
This Is Hardcore - Pulp
Olympian - Gene
Rapture - Antony And The Johnsons
She Is Everywhere - Strangelove
Etiketler: Listeler

1. i am a bird now - Antony And The Johnsons
2. Here Come The Tears - The Tears
3. Wind In The Wires - Patrick Wolf
4. Crying Room - Perry Blake
5. Funeral - Arcade Fire
6. A River Ain't Too Much to Love - Smog
7. Arular - M.I.A.
8. Aerial - Kate Bush
9. Silent Alarm - Bloc Party
10. The Back Room - Editors
11. Odyssey - Fischerspooner
12. Want Two - Rufus Wainwright
13. Illinois - Sufjan Stevens
14. The Mysterious Production Of Eggs - Andrew Bird
15. The Magic Numbers - The Magic Numbers
16. Cripple Crow - Devendra Banhart
17. State of the Ark - The Ark
18. Open Season - British Sea Power
19. Another Day On Earth - Brian Eno
20. The Best Little Secrets Are Kept - Louis XIV
Etiketler: best of

BU HAVADA GİDİLMEZ...
Nazan Öncel'in müzisyen kimliğini hatırlamak için, gayet cazip bir fiyata (15ytl) satışa sunulan bu 3'lü albümü dinlerken, onun hakkında aklımızın bir köşesinde kalmış ama bizi rahatsız eden tüm detaylarını unutabiliriz. "Göç" - "Sokak Kızı" ve "Demir Leblebi"den oluşan bu set gerçek müzik sevenler için bulunmaz hint kumaşı, adeta!
"Göç" çıktıktan sonra başlattığı ozan kimliği ile Nazan Öncel, o kadar karanlık sularda yol alıyor ki; şarkıları hem o içi kahrola kahrola söylüyor; hem de biz çok zor bir şekilde sindirebiliyoruz. Albüm baştan sona bir klasik, Türk pop müziği'nde. "Sen Beni Öldürüyorsun", "Ağlama Gönlüm", "Nazlı Ay" ve özellikle tekrar tekrar dinlenecek olan "Göç"...
"Sokak Kızı" vasat bir albüm olsa da sonraki çalışması "Demir Leblebi" ile 90'lı yıllara son golü atan yine Nazan Öncel oluyor. Bu albüm de tıpkı "Göç" gibi en güzel Türkçe albümlerden birisi olarak bazı ruhlardan çıkmıyor. Nazan bu, kalbi deler geçer...
Etiketler: Yerli Müzik

Etiketler: Magazin

NEW ORDER
Joy Division halüsinasyonu Ian Curtis'in intiharından sonra grubun küllerinden doğan, kendine Nazi'lerin seks işlerini hallettiği yerlerden biri olan New Order ismini Madchester'da alır (Joy Division ismi de aynı 'yerden'.) Sayısız hite imza atan grup 83' senesinde Blue Monday single'ı ile ünlenir, devamında da her şarkısı ile Joy Division'ı diskolara sürüklemiş, bizi mest etmiştir. Grubun başatı Bernard Sumner harika sesi ve de müzikleri sayesinde unutulmazlar arasında yerini alır. Belki de müzik için en güzel seslerden biridir, o. Bowie, Kraftwerk etkili müziği ile her zaman için alkışı haketmiştir. 93' senesinde Regret şarkısı ile hemen hemen herkesin gönlünü çalan New Order, önce dans pistine atan, arada ağlatan sonra ise hayata koca bir siktir çektiren ender gruplardandır.
PLACEBO'NUN TİNEYC CUMHURİYETİPlacebo'yu nasıl bilirsiniz? Brian'ın glam tarzına ölüp bitiyoruz, değil mi? Bir makyaj bir erkeğe bu kadar mı yakışır Allah'ım? Ya bir de kadın kıyafetleri içinde ne kadar da feminen, ne kadar seks akıtıyor bu adam? İmaj herşey midir, peki? Gelin bu sorunun cevabını arayalım yazımızda!
İşin içinden çıkmak kolay değil, hem sen o kadar çalış çabala, hayran bırak insanları; hem de o hayranlar gün gelsin senin tüm kariyerini yerle bir etsin! Bu ne yaman çelişkidir be! Başarılı albümleri var, kendi adlarını taşıyan debut'ları hala çok özel ama asıl ikinci albümle gözdeler ligine transfer oldular. Evet, Bowie onları desteklemekte çünkü Brian'ın ilahı Bowie. Aralarında anlaşılması zor bir köle-efendi ilişkisi var. Bowie dışında Placebo'nun en önemli ilham kaynaklarından biri de The Cure. Konuyu toparlarsam; Brian ve ekibi imaj ve sansasyon için David'den müzikal yön ve "imitasyon" için The Cure'dan çalmaktalar. Neredeyse gitar bölümleri aynı birçok şarkılarında, The Cure ile. Tavır olaraksa Bowie, Brett Anderson (Suede), Morrissey (The Smiths)'i rahatlıkla örnek aldığını söyleyebilirim. Ara ara distorsiyonu abartsalar da; ceplerinden eksik etmedikleri melankoli kaplı glam ile 90'ları güzel hatırlamamıza sebep olan bir grup.
Tabii ki her zaman için Brian Molko'nun cinsel kimliği konuşulacak ve bu onlar için iyi bir reklam aracı olacak, kendileri de bu durumdan şikayetçi olamayacaklar -bir süre daha-. Ama şanslılar ki bu durum üzerlerinde emanet durmamakta. Placebo'nun en büyük eksisi gerçekten tineyçler (korkulacak bir çoğunluk gibi değil ama uzak durmakta fayda var) tarafından sevilmesi ki bunun en büyük etkisi "Every You and Every Me şarkısı ve klibi. Brian'ın, tüm genç kızları deli eden: Biseksüel oluşu-makyaj yapması-sürtük tavırları (kabul yakışıyo çoğunlukla) ve de Stefan'ın "homo" yazılı t-shirtler giymesi dolayısıyla gay kimliğine kör gözüne parmak sokma çabaları müziklerinin önüne geçmekte. 30'unu devirenler ise Placebo'ya karşı her daim mesafeliler. Neticede Placebo balon bir grup ama elimizden asla düşürmek istemeyeceğimiz, patlatmayı göze alamayacağımız bir balon. Yani bu da demek oluyor ki: Böyle balona can kurban!
INTERPOL New York'ta ikamet ediyorsanız, simsiyah takım elbisiniz varsa, üstüne bir de JOY DIVISION sularında boğuluyorsanız eğer sizin için doğru zaman gelmiştir bile. Hadi bir grup kurun!
Müzik tekrardır. Atmosfer yaratmakta acayip başarılı grup interpol'un yaptığını 20 sene evvel Joy Division'dan dinledik. Fazlasıyla Joy ve The Smiths etkili bir grup olmasına karşın; son zamanlarda çıkan en iyi 3-5 gruptan da birisidir. Gitarlar Joy'dan, sözler Morrissey'den ama aslolan müzik neticede! Interpol harika bir grup. Debut albümü asla eskimeyecek türden. Akabinde çıkardıkları Antics de ilkinden bir basamak aşağıda ama yeni sürprizler ile kotarılmış harika bir albüm. Interpol başladığı an bedenlerimizi de ister istemez harekete geçiren kah ağlatan kah zıplatan (duygularımızı elbet) yegane güzel gruplardan.
New york çıkışlı 2000'lerin gururu, melankoli rüzgarları estiren harika müzisyenlerden oluşan bir topluluk. The Strokes'tan 5 gömlek daha üstün ve hadi altını çizelim daha yetenekliler. Canlı performansları için denilecek cümle: Parkmak ısırtır.
Interpol, hassas kalplere özel. İntihar etmeyi aklının ucundan bile geçirmeyenler, hele bi' Interpol dinlesinler de sonra görürüm ben onları.
MP3: Interpol - Obstacle 1
Etiketler: Interpol
BEYFENDİ ŞOVMENNe efendi adamdır şu Beyaz yahu! Kimseyi incitemeden, toplumun hassas noktalarına asla tecavüz etmeden, etliyle sütlüye karışmayan yegane şovcu. 10 seneyi aşkın süredir, yaptığı 'unutulmaz' programlarla, genç kızlarımızın rüyalarına giren, beyaz atlı bekar prens! Enterasan olabilmeyi asla hayal bile edemeyen, standartlar altı zekası ile herkese yaranabilen nice insandan biri (ama iyi biri olduğu kesin.) Ondan beklenen, arada bir kendi gerçek yüzünü göstermesi, o çok sevdiği eskilerin yegane şarkıcılarını programına çıkarması aslında. O zaman istediği sevgiyi, ona ulaştırabiliriz. Rakibi Okan Bayülgen bile değişiklik adına yeni fikirler üretedursun Beyaz bildiğinden şaşmıyor. Yenilik kelimesininin anlamını birileri ona iletmeli.
Etiketler: Magazin
DİNGONUN AHIRIOnlar çok şanslılar, onlar çok acayipler, onlar çok matahlar, onlar çok şeyler... Ekşi tayfası, gün geçtikçe daha bir durdurulamaz, daha bir şaşkoloz şaşkoloz etrafta fink atmaya başladı! İçlerindeki - heryerde rastlandığı gibi birkaç kıvrak zeka dışında, akılları paso sekse ve şamar oğlanlığına takan, bu sevimsiz grubun üyeleri mideleri kaldırmak üzere dünyaya atılan bir makinadan çıkan sefil yaratıklardır.
Geyik ve taşak geçmeyi destur edinen bu insanlar; ortamlara "clubber"lar kadar eğlence ve endişe katadursunlar, kendi kalemlerinden nasibini alan ünlüler de ekşi tayfasına yaranmak için her türlü kepazeliği yapmaktan çekinmiyorlar.
Aptalların dünyasına hoş geldiniz!
Etiketler: Magazin

ŞAMPİYON BELLİ
Dile kolay, 1983'de katıldığı güzellik yarışmasından beri, gündemi asla bırakmayan, çoğunlukla da sıkı sıkıya yapışan, bu kadının attığı her adım olay olmakta!
Peki nedir, Avşar Kızı'nın sırrı? Türk magazin tarihinde, her ünlünün kendisini tanıtma şekli olan "dobra" kelimesi, Avşar Kızı'nın alamet-i farikasıdır. Ne konuştuğunun çoğunlukla kendisinin bile farkında olmadığı, çat çat kameralara ağzına geleni söyleyen, söylerken de Türkiye'deki insanların dikkatini çeken bu bayanın kimseden çekinmesi yoktur. Halk, az konuşan, edepli takılan, doğalı oynayan insanları bağrına basa dursun; Hülya Avşar, bildiği yoldan şaşmıyor.
Hülya Avşar'ı her şekilde eleştirebilirsiniz, her yönden aşağı görebilirsiniz ama asla reddemeyeceğiniz bir özelliği ise usta bir polemikçi olmasıdır : ) Şaka ya, hemen atlamayın! Asıl işi, oyunculuğudur.
Türkan Şoray sonrası çıkan en iyi kadın oyuncu Hülya Avşar'dır. 80'li yıllarda çevirdiği; "Fatmagül'ün Suçu Ne", "Fazilet", "Benim Sinemalarım" gibi, Türk Sinemasının en iyi filmlerinde, çok başarılı bir oyunculuk sergilemiştir. Hakkı asla teslim edilmemiş olması ise bir gerçektir.
Türk sinemasının bir gerçeği - Türk sinemasının bir ayıbıdır.
Etiketler: Kişiler

İlk gençliğinden bu yana, bu günlerin hayalini kuran, sokak müzisyenliğinden gelen yetkin şarkı yazarı Nazan Öncel için devir daim eden 2 hadise vardır:
1- Sahiciliği
2- Sezen Aksu ile olan, sonu gelmeyen kıyaslama hadisesi
Popüler müzik piyasasına hayli geç yaşta atanan, ne güzelliği ne de albenisi olan birisiydi başlarda. Cadılarda olan, bakanı rahatsız eden bir duruşu vardı. Sağ olsun, Nazan da süslenmeye pek önem vermez, hippi halinden ödün vermezdi. Pop için batan kendini reddettiren Nazan ilerki yıllardan bazılarımızı çoktan kendisine esir edecek sözcüklerle şarkıları kuracaktı.
İlk iki albümüyle halen kendisinin de çözemediği denli pop olan Nazan, 3 numaralı ve takipçilerinin nazarında en iyisi sayılacak "Göç" ile birlikte taşları yerine oturtuyor olacaktı, Depresif kadın vokaller arasında haklı bir birinciliğe sahip olacak işleri mermi gibi kalbe işleyecekti. Eyvah, bu kadın diğer kadınlara benzemiyordu! Albümle beraber sıkıntılarını en direkt şarkılara yediren Nazan hayatını açmaya başladıkça kendisiyle yüzleşip rahatlayacak eşzamanlı daha da beter bir ruh haliyle ilişkide olacaktı. Şarkıcı-dinleyici empatisi de hiç olmadığı kadar yerinde bir görev görecekti.
Dinleyeni yerinden göç ettiren albüm sonrası gelen "Sokak Kızı"nda ise -onlar ne derlerse desinler- daimi düşmanı Sezen Aksu ile işbirliğine girip die hard Nazanseverleri kendisine küstürecekti. Bilinen Sezen, her zaman Nazan'ı engelleyip pastadan dilime Müsaade etmemişti. Neticede Küçük Serçe piyasada en az kendisi kadar başarılı bir ismi daha çekemezdi! Son büyük albümünü de yıllar önce yaptığından bundan sonraki işi şarkı yapmaktansa şarkıcılar üzerinde merkezi güç olmaktı. Yenemediğin eli öpeceksin mantığıyla Nazan'la çalışsa da ortaya çıkan işten iki taraf da memnun olmayacak, en başarısız Nazan albümü deyince herkes Sokak Kızı'nı gösterecekti. Avuntuyu hala Göç'te bulanlar ise, bir daha olmaz dese de 1999 senesinde ise, Türk popunun belki de en ayrıksı, en keskin albümüyle karşı karşıya kalacaktı. "Demir Leblebi" adlı albüm adı gibi hazmetmesi zor, dinleyenin yutkunmasına sebep olan acı bir albüm olarak kalacaktı. En mahrem anlarını bile açmaktan gocunmayan Nazan, babasının cinsel tacizinden deli sayıklamalarına kadar iki eliyle kendisini müzik için ayıracaktı. Sürekli saklanan ama yadsınamaz bir gerçek olan ensest ilişki, Nazan'ın dudaklarından dökülmüştü bir kere: Anasının sütü, babasının çükü! Bu kız böyle öğrendi hayatı anne.
Nazan albümle beraber öylesine kusmuştu ki artık rahata da kavuşmuştu. Sonraki yıllarda Tarkan'a verdiği şarkılarla hatırlanacak olan Nazan, Gülşen'den İbo'ya, Gülben Ergen'den Banu Zorlu'ya magazin skalasındaki nice isme 'vererek' zar zor edindiği aykırı imajını bir güzel, büyük bir samimiyetsizlikle dağıtacaktı. Yıllardır bin bir emekle oluşturduğu karakteri de pazara sokacaktı.
Etiketler: Yerli Müzik
Beck Bir Şebek Olamaz Bir KelebekBeck Bir Kelek...
Beck ara sıra -nadir de olsa- iyi besteler üretebilen bir singer songwrtiter. 90'lara "Loser" şarkısı ile damgasını vuranlardan. Hiç bir şekilde sevemediğim bu şarkısı dışında birçok kötü şarkısı olan bir müzisyen.
Tom Waits olabilecek mi birgün? Sanmam. Prince'e yaklaştığı zamanlar iyi olmakta. Yabancı basında, eleştirmenler tarafından desteklenen Beck, zamanla iyi şarkılar yapabilir diye düşünüyorum; öyle ki 2002 albümü "Sea Change"in ilk single'ı "Lost Cause" belki de yaptığı en iyi işti.
Kült mertebesine ulaşabilmesi için yaşadığım yerdeki fırınların tamamına uğraması gerekir! "Loser" şarkısı ise hala midemde hasar yaratır. Çok özel işler yaptığını düşünmüyorum, pişmesine de zaman var diyorum. Ama ısısını iyi ayarlıyor, burada benden artı puan alıyor. Ara ara dinlenebilir, fazlası beni kasım kasım kasar. Üzerine çok fazla yüklenen "cool" payesi içinse yorumum: Beck ve Cool olmak mı? "Hadi canım ordan" derim ve uzaklaşırım. Bi' daha da beni bulamazsın sonra buralarda!

Arcade Fire
Arcade Fire nerden? Kanada'dan. Daha evvel ne yaptılar? Sadece tek bir albümle, hatta tek bir 45'likle önce sıkı müzisyenlerin daha sonra müzik basınının göz bebeği oldular. Debut albüm aslen 2 sene evvel çıkmasına rağmen, raflarda 1 sene boş boş alıcı bekledi: "Funeral". Benim 2005 en iyi'ler ve de birçok klasik dergi / yayım tarafından senenin en iyi albümü ilan edildiler. Peki balon bir tarafları var mı? Hayır . Şişirilmeye müsaitler mi? Şiştiler bile.
Karı-koca'dan kurulu bir ekip Arcade Fire. Aynısını nerden hatırlıyoruz? The White Stripes'dan. Onlar da daha evvel karı-koca idi. Kendileri ne diyorlar - hala - "Sadece kardeşiz". Yer miyiz her önümüze atılanı? Şahsen yemem. Time'a bile kapak oldular ve diğerlerine. İlk albümle zaten turnayı gözünden ve geri kalan her yerinden vurdular. Kimlere yakın? Aslında kimseye. Cevap olarak kabul etmeyenler için; Bowie, T-Rex, Suede, Roxy Music derim. Kimse de inanmaz! Ama benim için öyle. Bayağı hassas bir müzik yapıyorlar, sözler yumuşak ama kalbi de delip geçiyor.
Bowie ile de çalıştılar. Bowie onlara hayran, onlar Bowie'ye hayran. Çıkmazları ise dine olan tuhaf bağlılıkları. Komşuluk ilişkileri ile dolu olan albümde "Laika", "Wake Up", "Rebellion", "Power Out, "Tunnels" ilk göze çarpan, seneler boyu yanımızdan ayırmak istemeyeceğimiz şarkılar, hayat hikayeleri. Müthiş bir ilk albümle karşı karşıyayız. Nasıl böylesine bir albüm yapabildiler merak içindeyim. Şimdiden ikinci albüm nasıl olacak diye düşünmeye başladım bile. Arcade Fire'a inancım tam. Funeral bir baş-ya-pıt!
Etiketler: Arcade Fire
Richard Hawley Benim de ilgime layık birisi (bu önemlidir müzik dünyası için) Richard Hawley'i nerden tanıyoruz? Onu, 90'larda İngiltere Sheffield'den çıkan Longpigs grubunun söz yazarı ve solisti olarak biliriz. Yoğun bir Suede ve de Velvet Underground etkisi taşırdı. İyi denilebilecek bir gruptu Longpigs. İlk başta grubu Longpigs olmakla birlikte solo çalışmaları da iyi sayılır, Longpigs'den ilk albümdeki "On and On" , "She Said"; ikinci abümden "The Frank Sonata" halen arşivin güzel yerini korur. Özellikle The Frank Sonata tavsiyem.
Geçen sene çıkardığı "Cole's Corner" ise 2005'in en iyilerinden. Scott Walker sevenler kaçırmasın. O da kim diyenler için The Divine Comedy sevenler bu albümü de severler derim. Divine Comedy'i dahi bilmeyenlere ise Richard Hawley'den uzak durun, size uymaz derim!
Blur Blur, 90'larda başladığı Britpop müziğine sıkılmadan devam edip, en nihayetinde kendilerinin parodisi haline gelen bir grup oldu. Yaptıkları panayır müziği ise bi'kaç hoş ayrıntı dışında ilgi çekici değildi. Oasis ile girdiği sidik yarışı ile İngiliz müziğinin iki kafalı canavarından birisiyidi. Bahsettiğimiz zaman aralığı Britpop'un dünyayı kavurduğu 90' ortaları. Pulp, Suede, The Auteurs gibi nice grup da araya kaynayanlar arasındaydı okyanusun ardında. Hayli enerjik şarkıları ve buna uyan maymunlukları ile Damon Albarn İngiliz tabloid gazetelerinin de gözdelerindendi.
Olaylar-ı- 1997 senesine değin devam eder, Oasis arada İngiltere'nin en çok satan albümlerinden olan What's The Story, Morning Glory'i kaydederek Blur'u yere serer. İlk bakışta kazanan Oasis olsa da, 1997 senesinde Blur'de değişme emareleri baş gösterir. Toplulukla aynı adı taşıyan 5. albüm, önceki çalışmalarına göre daha olgun sözler ve avangard bir sound içerir. Onlar artık palyaçoluğa ara vermiş olur. Devamındaki albümler de 90'ların Blur'unden beklenmeyecek derecede usta işidir. 6. albüm 13 ile beraber Blur doğru yolda olduğunu cümle aleme gösterir. Hikayenin devamında güzel günler vardır. İlk başta onlara sırt çevirenleri de bu hikayeye katarlar.

Velvet Underground
Uyumayan küstah kent New York menşeili grup Velvet Underground 60'lar ortasında kurulup, hiç bir zaman çok satan bir grup olmayan ama her zaman en iyi grup payesine erişen yegane grup olmuştur. Velvet'ın yaydığı ses daim çoşku dolu, etrafında büyülü bir aura yaratmıştır. Onları dinleyip de müziğe el atmayan kişi sayısı bir elin parmakları kadardır!
Yaptıkları hala güncelliğini koruyan, kolay kolay eskimeyecek bir müzik. Lou Reed hünerlerini ilk bu grupla salmıştır. Nico ilk albümde olağanüstü şakımıştır şarkılarda. Sadece belli kitleye ulaşan Velvet hiçbir zaman popüler olamayacaktır. Farklı bir kesime hitap eden müzikal anlayışları, yapboz felsefesi ile can bulur. Lou Reed'in konuşma-mırmırlama arası sesi dinleyeni ilk başta yorsa da derinliği zamanla anlaşılmıştır. Neticede usta bir şarkıcı-söz yazarıdır.
Velvet'a pop-art ikonu Andy Warhol dokunuşları ise unutulmaz. Grubu keşfeden ve kendi çevresine taşıyan da Warhol'dır. Başyapıtları olan ilk albümlerinin prodükteri de Andy Warhol. Tüm zamanların en iyi albüm kapaklarından olan Velvet'ın "Muzlu Albüm" kapağının dizaynı Warhol'a ait. İlk albüm öylesine muhteşemdir ki içinde "All Tomorrow's Parties", "Venus in Furs", "I'll Be Your Mirror", "Femme Fatale", "Sunday Morning" ve de "Heroin" gibi unutulmaz şarkılar sunar müziğe. Gelin görün ki albüm listelerde 171. sıraya yükselebilir anca. Buradan da anlarız ki iyi müzik listelerde değil bazılarımızın ruhlarında olur. Velvet özeldir, Velvet güzeldir .
JAY JAY JOHANSONMüziğe Portishead kopyası olarak çıkmış daha sonra David Bowie'den etkilenerek kendine harika bir freak imajı çizmiştir. Depresyon parçaları çoğunlukla kulakları tırmalar. Ne zaman ki Antenna çıkar, o zaman hayatta her zaman ağlak ağlak dolaşılmayacağını anlayıp, ucuz numaralarını cebinin arkasına gizlemiştir ve de eğlenceli işler sunmuştur. Sahnede dansı ve hareketleri "kadersiz fahişe" havasındadır! Bu da ona çok yakışmaktadır.
Pj Harvey zamanımızın en yetenekli, bir o kadar da derinlemesine kimliklerden biri. Köylü kız, kaleme aldığı sözlerinde sürekli dinleyene başka dünyalardan seslenip, yarattığı armoniye dahil ediyor. Patti Smith'in 90'lara olduğundan daha katmanlı yansımasıdır. Tek şansızlığı Bjork engeli gibi sunulsa da iş sahicilikce Pj maçı alır. Tüm 90'lar boyu boşlukları dolduran bir elin parmağı kadın şarkıcıdan biri olarak yatay hayatı dikey hayata tercih edenlerin başucu ismi olmuştur her daim. Dry - Rid of Me - To Bring You My Love - Is This Desire ? - Stories from the City, Stories from the Sea - Uh Huh Her... Her albümü ile daha da büyüyen, mükemmel bir şarkıcı ve ozan geleneğinin yüzakı isimlerinden olan, güzellikse olduğum gibiyin diyen Pj olduğu gibi kalacağının sinyallerini doğarkenvermiş olmalı.
Etiketler: PJ Harvey
MUSEMuse hala kendini bulamamış ergen pozisyonunda. Ufukta yeni birşey yok. Onlar da Radiohead okulundan. Radiohead'in bıçkın, hoyrat hali. Solist hala kendini bulamamış bir portre sergilemekte. Evet Muse genç kızların sevgilisi, barların gediklilerinden birisi ama hala çok çiğler. Bu durumu artıya dönüştürmeleri gerek. Görünen o ki bu zaman alacak. Placebo varken Muse'e göz kırpmak hata olur. Mainstream yapıyolar bu da onlar için üzücü. Evet yeşiller cepte olucak ama saygınlık gerilerinde kalacak. Dans ettirir, ağlatır ama daha yetkin olmalılar. Radiohead bunalımından acilen çıkış kapısına koşmaları lazım.
MP3: Muse - New Born
MP3: Muse - Time Is Running Out
