8/1


THE AUTEURS
İlkin küçük bir hatırlatma yapayım: Mercury Music Prize'ı bilenler bilir, İngiltere'nin saygıdeğerliği su götürmez olan belli başlı ödüllerden biridir. 1993 senesinde iki aday vardı ki ikisi de birbirinden harikaydı. Adaylar ve albümlerine bir bakalım:
Suede - Suede
The Auteurs - New Wave
Apache Indian - No Reservations
Gavin Bryars - Jesus' Blood Never Failed Me Yet
Dina Carroll - So Close
P.J. Harvey - Rid Of Me
New Order - Republic
Stereo MC's - Connected
Sting - Ten Summoner's Tales
Stan Tracey - Portraits Plus

Listede Suede ve The Auteurs dışında Pj Harvey de vardı ki o yıl en çok ses getiren 3-5 isimden biriydi. Ödüller öncesi herkesin aklından geçen; acaba bu 3 isimden kim galip olcak derken ödülü ve de Pound'ları kapan Suede olmuştu ama küçük bir farkla . Sadece ve sadece 1 oy farkla The Auteurs kaybetmişti.

Etkisi hala üzerimde geçerli olacak ki bu bilgi ile açılışı yaptım.
Gelelim tüm zamanların en iyi gruplarından olan The Auteurs'a. Müzik dünyasının en tilki zekasına sahip gerçek dahilerinden birisi olan Luke Haines tarafından kurulan ve de 90'ları güzelleştirme görevini üstlenen bir gruptu onlar. Ama şansları hiçbir zaman yaver gitmedi ve hep belli kitleye hitap ettiler.

İlk albümleri 93'de çıkan ve başyapıtları olan "New Wawe"den sonra 3 albüm daha yaptılar. Son albümleri 99' çıkışlı olan "How I Learned to Love the Bootboys" . İsmi geçen iki albüm de hala en çok dinlediğim albümlerdir. The Auteurs'da belli olan en önemli özellikler; solist Haines'in parlak zekası, haliyle mizahı ustaca kullanması ve harika melodileridir. Ve de onları daha çok sevmeme neden olan politik yönü. Haines ele avuca sığmaz, nadir yaramaz adamlardan birisidir. Hemen herşeye muhalif olabilir ve de ona çok ama çok yakışır.

The Auteurs dağılmadı ama Luke Haines yeni oluşumlara kanat açmıştır. Solo albümleri dışında; Baader Meinhof ve Black Box Recorder gibi yine mükemmel olan gruplar kurmuştur.

Ek bilgi olarak Suede'in herşeyi olan güzelliği baş döndürücü Brett Anderson ile dostlardır. İşte The Auteurs'u ve de yaptığı her işi sevmek için elimizdeki başka bir sebep daha!

Etiketler: , ,


BJORK - BEBEKFAHİŞE

Akrep burcu kadını Bjork deneysel müzik denemeleri ile bazı ruhlarda derin tahribat yaratan ender müzisyenlerden biri. Çocuk yaşta müziğe başlayan Bjork, solo albüm öncesi 3 grupta yer alıyor. Anavatanı olan buzlar ülkesi İzlanda'da yeşeren şarkıcı, halen İzlanda denince akla gelen ilk şey olmakta. Zamanın da trip-hop gelini de olan ve de müziğine bunu da ekleyen Bjork; değişik tarzda çalışmalar yaparak farklı olduğunu ispat etmeye çalıştı. Bu duygu onda fazlasıyla vardır ki halen "arkadaş yaklaşma bana , ben diğerlerine benzemem" der müziğinde.

90'larda ise Bjork usta işi işler yaparak bazı başarılar kazanmıştır. Ağzında lolipop olan çocuk sesli şarkıcıdır Bjork. Çoğu zaman bağırır çağırır. Bu da bi yere kadar çekilebilen bir şeydir. İnsanın içinden "yeter artık bağırma sus otur şuraya ama fazla da kalma hadi evine git" dedirtir.

Bjork 2000'lerle birlikte genç kız olma yolunda adımlar atmıştır ama yalpalamış sendelemiş ve de tekrardan lolipop ihtiyacı hissetmiştir. Lolipopsuz zamanlarında ise Isobel, Bacholerette, Hunter gibi enteresan ve güzel işler sunmuştur. Cannes'dan bir ödül alan Bjork yoluna kaplumbağa hızında devam etmektedir, aklı ise bir tavşandan daha hindir!

MP3: Bjork - Pagan Poetry
MP3: Bjork - Hyperballad

Etiketler:


MORRISSEY

Aseksüel olması ne anlam ifade etmekte?
Zamanında pantolonunun arka cebine ( kıçına desem daha doğru olacak, muhafazakarlar hemen ayaklanmasın) çiçekler koyması?
The Smiths konserlerinde (bazılarında) sahneye, dolayısıyla Moz'a sosis, salam, pastırma atılması?
Muzır bi çocuk edasıyla gülümsemesi?
İngiliz bayrağına süslenip sahneye çıkması (vakt_i zamanında)?
Okulda koşuda 1. gelmesi ve bu yüzden sınıfını geçmesi?
New York Dolls / Sandie Shaw hayranlığı?
93'te Suede ile düet yapmaları (My Insatiable One)?
Parklarda dolaşması "hala"? (öyledir herhal)
Michael Stipe ile olan Londra gezileri?
Morrissey demek ... ?

Etiketler:

ANTONY AND THE JOHNSONS

2005 yılının en önemli çıkışını yapan, harikulade adam Antony tüm zamanların en naif ve başarılı müzisyenlerinden birisidir. Antony'nin cinsel kimliği müziğinde önemli rol oynamakta. Her zaman kendini bir kız gibi hisseden Antony, müzikal yolculuğunda da buna sürekli dem vurmakta. İlk uzunçaları 2000 senesinde çıkan "Antony And The Johnsons" ve de bu yıl çıkan; senenin en güzel / başarılı albümü olan "I Am A Bird Now" Antony'e eşlik eden grubun ismi olan Johnsons'ın meali: Amerikan argosunda "sikler" hadi yumuşatalım penisler anlamına gelmektedir.

Antony'nin müziği inanılmaz çekici, melankolik ve de hayranlık vericidir. New York'da kaberelarde çalışmıştır bir dönem. Sahneye kadın kıyafetleri ile çıkar, makyaj yapar. Tam anlamıyla bir freak edasında yol alır. İzleyeni büyüleyen, inanılmaz güzel müzik yapar . Tüm zamanların en iyi erkek vokallerinden biridir.

Sesi meleksidir. Çarparrr.

Lou Reed; "Fistful of Love" şarkısında: "I was lying in my bed last night" diye fısıldayan mükemmel insan. Şarkının da bazı bölümlerde de gitar çalmakta.
Devendra Banhart; "Spiralling" şarkısında geri vokal yapmakta.
Boy George; "You're My Sister" şarkısında Antony ile düet yapmakta.
Rufus Wainwright ise "What Can I Do" şarkısını söylemekte.

Etiketler: ,


DAVID BOWIE - AKA. KENDİNİ 3 KURUŞA SATAN ADAM

Bowie bu satırların yazarı ile aynı doğum tarihi olan 8 Ocak'ta dünyaya gelir (şanslı olduğunun göstergesi diyebiliriz.) Müzik sahnesinin yegane isimlerinden birisi olan, sayesinde müzik ve cinsiyetleri allak bullak kıvama gelir. 60' sonları çıkan Bowie glam ışıltısıyla müziği renklendiren belki de ilk isim.
Henüz Brett Anderson agu bugu derken Brian Molko 2 sevgilinin ortak planı iken, Bowie ilk çalımı atmıştır dünyaya karşı. 70'ler de yaptığı işler tartışmasız benzersizdir ve de usta işidir. Sayısız başyapıt çıkarmıştır. Dönem dönem personası da değişmiştir. Kah uzaydan gelen bir freak olmuştur, kah azılı bir suçlu. Bazen hoş bir kadın, bazense şovenist bir hetero.
Hunky Dory, Ziggy Stardust, Low, Allaadin Sane, Space Odditty, Heroes gibi saymakla bitmez başyapıtları vardır. Her daim favori sanatçılardandır 70'ler olarak.

Herşey çok güzel derken... Bowie 80'lerden itibaren yeniden değişir. Bu değişiklik geçmiştekilerin aksine bozulmaya işaret eder. 2000'lerle beraber 70'lerdeki çalışmalarının tekrarıyla sahnesine devam eder. Yazık ki artık o elitist bakış açısıyla tüm savunduğu değer yargılarına meydan okumaya başlamıştır.


GEYLERİN HEPSİNİ KURŞUNA DİZELİM (Mİ?)

Geçenlerde öldürülen gazeteci Baki Koşar için halk tek bir ağız, tek bir gövdeydi: "Atın ölümü arpadan olur!"
Ne kadar ünlü olursan ol farketmiyor eğer kendi cinsinle yatakta oynaşıyorsan! Süper ol, mükemmel ol, alanında tek ol değişen birşey olmuyor. Hep "gey" olarak kalıyorsun akıllarda. Tüm emekler de tuzla-buz... En çok alay konularından biridir; birisinin yataktaki pozisyonuyla dalga geçmek. Hepimiz de yaparız arada. Çünkü hepimiz de hemfikiriz ki; şu dünyada en çok merakımızı cezbeden konudur "alma-verme" mevzuusu.
Homofobik olan birisine: "Bak arkadaşım bu top dediğin insanlar doğuştan böyleler, sonradan olmadılar" demek, Türkçe konuşan birisine Japonca yanıt vermek kadar komik olur. Anlamazlar onlar; doğuştan falan filan, kimlik ya da seçim... Daha bu kelimeleri bile bilmeyen insanlar için anlaşılması zor şeyler bunlar. Tabii ki olaya iki taraftan da bakmamız lazım:
Neden ölüyorlar?
Neden öldürüyorlar?
Öldürülen geyler, sırasını bekleyen geyler, alınamayan önlemler, ölen geyin bir insana bedel sayılmaması, "gey öldürdüm bana yavşadı" mazeretleri, komşuların ilgisizliği ve cinayet sonrası duydukları sevinç/bayram havası, parklarda kafası kesilen geyler, polisin bu sırada donut+kahve keyfi vesaire vesaire!
Halkın içine çıkıp, NEDEN geyleri kabul etmediğini sorun, alırsınız cevabınızı otururursunuz aşağı... Çok basit değil mi yani cevabı? Halktan gelecek cevaplar tamamen "onları" ibne olarak değerlendirip; çoluk-çocuklarına kötü örnek olmalarına dairdir. Erkek adamın erkek adamla beraber olmasını (tabii bir söz vardır: erkek adam erkek adamla beraber olur diye bunu unutalım şimdilik) en büyük günah ve sapıklık olarak gördüklerini söylerler. İşte bu yüzden başlık: Geyler'in Hepsini Kurşuna Dizelim? ... Dizmeyi canla-başla isteyenler var aramızda - aramızda!

Etiketler:


POPKALÇIR

Andy Warhol'dan BBG'lere
Tarkan'dan Hülya Avşar'a
Bitanesinden Bitanesine

Millet olarak yalanımız 1000 para. Ülke olarak magazin programlarına, BBG'lere, sansasyonel haberlere bitiyoruz. İzlemesek de olmuyor. Geri kalmak ne demek, su gibi biliyoruz kimin ne yaptığını, kimle kırıştırdığını.
Sıkı bir Haftasonu okuyucusu olarak gündemi yakından takip ediyorum. Televole'nin bu ülkeye çok şeyler kattığını düşünüyorum. Sayesinde birçok Kezban/Nuri ünlü olmanın hayallerini aşındırıyor. Herkesin idealinin olması ne güzel bir şeydir Allah'ım. Süper bir dayatma ile mutluluğu para ve şan şöhrette arar olduk. En önemli konularımız arasında Hülya-Kaya+Zehra Bebek gelmekte. Şampiyon belli olduğu için; 2. sırada da Seda-Nihat+BitanesindenBitanesine geliyor.
Magazin satar
Seks satar
Reklam satar
Kime sorsan bihaber magazinden. Buna kim inanır? Kimse tabii. Her yerde pop kültürün harikaları varken başkaldırmak çok da kolay değil. Eğer sırça köşk ardında bi yaşantınız yoksa ister istemez, çoğu zamanda isterik olarak bakakalırsınız bunlara. Büyüsü herkesi de esir alır! Memleketimin insanı ünlü olmanın peşinde, herkesin derdidir daha popa saplanmak. Asgari ücretin seviyesinin aşağılarda, çok aşağılarda olduğu bir ülkede, her yerde çetelerin kol gezdiği, ayı-dayıların musallat olduğu bir ülkenin insanlarından asla ve asla MAGAZİN'i alamazsınız. Buna izin vermezler.
Şu an hangi kıza, "Mesleğin nedir?" diye sorduğumuzda alacağımız cevap %çok 'mankenim bazen de model' oluyor. Aynı şekilde de ülke erkekleri bu soruya 'serbest' yanıtını veriyor. Serbest çağrışım yaptığımızda ise olayın içyüzü kendisini gösteriyor. Bu yüzden de bu ülkede herşey serbestleşiyor. İsteyen istediğini doğruyor, isteyen istediğini yatağına çekiyor. Bunlar da tv'ye yansıdığında; tüm gençlerin tek derdi 'ünlü olup -en- çabucak köşeyi dönmek' oluyor. Gündem ışık hızıyla değişiyor. Koyunlarına koyun ekliyorlar. Yaptıkları hortumlar, yolsuzluklar kısaca adeletsizlikler de yanlarına kar olarak kalıyor.
Eğlenceyi hayatımızdan eksik etmemeliyiz toplu intiharlar olmaması için. Çünkü bu programlar olmazsa millet gerçekten olayların idrakına varıp kendini denize atabilir, tüpü açık bırakabilir, pasta yapıp içine fare zehiri katabilir, lambaya ip asabilir, gecenin bi' yarısı denize girmek isteyebilir yüzmeyi bilmese de...


Amerika'nın işi 'azizim' bu. Bizim gibi 3. dünya ülkelerini alıyor evire çevire kendisine benzetip, küçük bir peluşunu yapıyor. Ve de artık hepimiz biliyoruz; hükümeti Amerika'nın yönettiğini. Haneye tecavüz anlaşılan kanunumuzda suça tekabül etmemekte! Haber'lerin magazin-show kıvamına gelmesi, daha fazla reklam alıp paralarına para katmak isteyen medya tekelleri bu yüzden boyuna magazinle işi kapatıyor. Halkımız da buna o kadar alıştı ki (başardılar, artık çok geç) magazinsiz bi' haber iş yapmamakta. Reyting ölçümlerine bakın ya da sokaktaki insana sorun "haberlerden aklınızda ne kaldı" diye. Alacağınız cevap Andy Warhol'u bile mezarında ters döndürür!

Etiketler:

Suede

SuedeSuede

MP3: Suede - Animal Nitrate
MP3: Suede - The Wild Ones


Suede: Kaygan, yumuşak, kışkırtıcı cinsel kimlik
Yahya Madra / 1993 / Stüdyo İmge

Grup adını Morrissey'in ilk solo 45'liği mükemmel bir parça olan 'Suedehead'den almış. Herkes onların 1987'de The Smiths'in bıraktığı yerden yola devam ettiklerini söylüyor. Basın, özellikle Brett Anderson'un (grubun vokalisti) deyimiyle 'sol' basın, başından beri arkasında oldu Suede'ın. Hem de insanı şüpheye düşürecek kadar. Melody Maker, daha ilk kayıtlı ürünleri 'The Drowners' çıkmadan iki hafta önce kapağından patlattı haberi: Britanya'nın en iyi 'yeni' grubu. Grubun canlı gösterilerinden heyecanlanılarak alınan bu karar Suede için bir dönüm noktası oldu. Melody Maker'ı NME izledi. 'The Drowners' 45'liğini ise 'Metal Mickey' 45'liği izledi. Birbirinden başarılı canlı gösterilerinden birine gelen Morrisey, Amerika'da grubun 'My Insatiable One' adlı şarkısını yorumladı.



MORRISSEY, DAVID BOWIE BAĞžI

Suede'in Morrissey'le olan ilişkisinin yoğunluğu bir gerçek ama ilişkinin içeriği konusunun iyice su yüzüne çıkarılması gerekli.

Yüzeydeki benzerliklerinden derine doğru gidelim. Smiths de, Suede de İngiliz ya da Britanyalı. Suede, glam-rock diye adlandırılan bir müzik yapıyor. Morrisey de son uzunçaları 'Your Arsenal'de bu çizgiye oldukça yaklaştı. Morrissey ayrıca, adı geçen uzunçalarında Mick Ronson adlı bir gitarist ile çalıştı. (1)

Morrisey, T.Rex ve Bowie düşkünlüğü içinde yarattığı bu son uzunçaları için işbirliği yapmış usta gitarcı Ronson ile, işte Brett Anderson, Morrissey'le bu David Bowie T.Rex düşkünlüğü bağlamında da kesişiyor. Q dergisinde yayınlanan resimlerde Brett Anderson'un odasının duvarlarında cinsiyetsiz Bowie'nin posterleri yer almakta. Düşünceli ve yalnız bir duruş içinde alıcıya bakmaktan kaçınan Anderson, Bowie'nin 'en iyi' dönemine değin – 'Low' uzunçalarına- bir poster önünde oturuyor. Doğallıkla oda, düşünceli yalnız, utangaç, cinsiyetsiz gibi sözcükler bizi Morrissey'i sarmalayan o öznel dünyanın sınırlarının içine sokuveriyor.



CİNSELLİK, CİNSİYETSİZLİK, EŞCİNSELLİK, ÇİFT CİNSİYET

Bowie'nin çift cinsiyeti, cinsel karmaşası üzerine Dick Hebdige'in önemli bir saptaması vardı. (2) Hebdige, Bowie'nin gençleri cinsel karmaşalar içinde bir dünya'ya çekerek bu mikro evren içinde öznel sorunların yumakları araında çırpınmanın müziğini yaptığını belirttikten sonra, bu kaçışı örnekleyerek gençleri toplumsal bilincin çok uzağına, öznel ve kişisel tanımsızlıkların derinliğine yönlendirerek kapitalizme ve sermayeye edilgen ve suskun bir gençlik çizerek yardım ettiğini belirtiyor. Bu tartışılabilir olduğu kadar temel düşünce açısından oldukça ilginç ve belki de bir yere kadar doğru bir saptama. Ancak benzer bir saptamayı bugün için yapmanın ne kadar doğru olduğu konusunda çok kuşkuluyum.

Bu kuşkularımı açıklamak için sanırım en baştan başlamalıyız. Popüler müziğin kısa tarihine bakarsak, cinsel seçimlerin sanatçı istese de istemese de bir biçimde ön plana çıktığını görüyoruz. Bu aslında çok basit bir koşutluğun sonucu. Tüketim ekonomisinin ateşlendiği dünyamızda, bir tüketim maddesi ve sanat ürünü olmanın olgusunu güçlendirmenin yolunun tüketiciyi zayıf noktalarından vurmaktan geçtiği herkesce bilinen bir gerçek. Bunun bilincinde olmanın çoklukla işe yaramadığı da bir başka gerçek. Koşutluk işte bu nokta da oluşuyor. Cinselliğin tabu yıkmak adı altında sömürüsü ile tüketim uğruna anlık hazların sömürüsünün koşutluğu.

Bu noktada artık cinsel tabuları yıkarak körüklenen tüketim sonucunda tabular yıkıldıkça temel değerleri yıkılan köhne ahlakî bir baskıcı koşullanmışlıklar düzeninin –ki bu, tüketim düzeninin önemli bir savunucusudur- bir paradokslar düzeni olduğunu söyleyebiliriz.

Pop sanatçıları sanatçı oldukları kadar da birer tüketim ürünüdürler. Pazarlanmaları, doğallıkla, cinsellikleri dolayımıyla olacaktır yoğun olarak. Bu bir gerçek. Üstelik kaçınılamayan bir gerçek. Bunun dışında örnekler de var, hem de sayısız. Ama bu bağlamdaki örnekler de azımsanmayacak kadar çok. Bu gerçekleri ayrımsayan sanatçı, bunun hesaplaşmasına girer doğallıkla.

İşte hiçbir zaman bunun hesaplaşmasına girmediği için kendi kimliği dışında bir tavrı, machoism'i, benimsediği için sanatında, Freddie Mercury'nin AIDS'den ölmesinin tarihsel bir önemi yoktur. –Elbette sanatçının seçimidir, cinsel yaşamın özünü yadsımasının çarpıklığı da var- Doğallıkla Dick Hebdige'nin yargısının bugünkü Sürekliliğini olumsuzlayacak bir diğer önemli tarihsel gerçek de dünya'nın defterine giren AIDS gerçeğidir. Çünkü bugün artık kapitalist düzenin yitirdiği değerlerin boşalması ile oluşan özgür ortam yeniden kazanılmışır.

Kapitalist düzen tarafından AIDS sonrası dünya da artık istenen tip, yalıtılmış, deneyimlerle güçlenmemiş, kişiliksiz, yalnız ve toplumsalın gerçekten dışında bir tiptir.

İşte Suede böyle farklı bir ortamda Bowie'nin yaptıklarını yaptığı için önemlidir. Çünkü o zaman ahlak kurallarını yıkmak tüketimi körüklediği için düzenin onayladığı bir şeydi. Oysa bugün artık düzen, ahlak kurallarının yıkılmasının kendi içini boşalttığını bildiği için karşı çıkıyor buna. Böylece Bowie ile aynı şeyleri yaptığı halde Suede toplumun ve düzenin karşısında konumlanıyor. Ancak Morrissey'in aksine ve yukarıdaki düşünceleri tamamlarcasına yalnızlığı yüceltmiyor Suede. Tam tersine, yalnızlığın korkunçluğundan dem vuruyor. Ve yine, Morrissey'in aksine cinsiyetsiz olduğunu söylemiyor ve insanı ortada bırakırcasına ekliyor. 'Ben hiç eşcinsel deneyim yaşamamış bir çift cinsiyetliyim.'



BRITS ÖDÜL TÖRENİ

Suede'i ilk kez geçenlerde TV'de yayımlanan Brits Ödül Töreni'nde gördüm. Oldukça rahatsız ediciydiler. Brett Anderson, eşcinsel erotizmini açıkça yansıtan dantel işlemeli ufacık gömlek gibi bir şey giymişti. Düşük belli pantolonu, garip kıvrımlarda dans eden çıplak tors'unu iyice açığa çıkartıyordu. İngiliz Müzik Aristokrasisi'ne arkasını dönerek sürdürdüğü dansı öylesine bulunduğu mekânın dışındaki bir tavrı simgeliyordu ki, kıçını dönmesine bile gerek yoktu siktir çekmesi için. Müzik oldukça devinimli idi ve bence yukarıda sözü edilenlerin dışında çok fazla benzerlik yoktu. Söylenen şarkı, 'Animal Nitrate'di (Son 45'lik. Listelere 5. Sıradan girdi)

Bir yazarın dediği gibi, olabildiğince çağdaş olan tını belki de biraz Morrissey'in çığlıklarını anımsatan vokallerle birleşince oldukça etkileyici oluyor.



NEDEN BU KADAR ÖVGÜ?

Sex Pistols ve Smiths'den bu yana gerçekten kişilikli, ön plana çıkan pop sanatçıları çıkaramayan İngiliz basını Stone Roses'da yıkılan hayallerinden dolayı ve son bir iki yıldır ortalığı dolduran pasif ve sıkıcı 'grunge' akımlarından oldukça sıkılmış olmalılar ki, epeydir gerçek heyecanı arıyorlardı. Suede sanırım onlara bunu verdi.

Nisan ayında çıkacak olan ilk uzunçalarları yoğun bir ilgi ile bekleniyor. Grubun utangaç gitaristi Bernard Butler biraz Smiths'in gitaristi Johnny Mar'ı andırıyor. Brett Anderson'un çocukluktan tanıştığı basçı Matt Osman da diğerleri gibi sıkıntılı bir gençlik ve çocukluk geçirmiş; bu arada doğal olarak hepsi işçi sınıfı çocukları. Brett Anderson gençken toplumsal şiddeti ve kalabalığı ensesinde hissetmiş hep. Birkaç ayrı konuşmada takımları bir demir boru ile kıstırılıp hastaneye kaldırılmak zorunda kalan bir arkadaşından sözediyor hep. Belki biraz kadınımsı tavrını bir erkek faşizmine, şiddetine karşı bir başkaldırıda aramak gerekli. Davulcu Simon Gilbert raslantıyla dahil olmuş gruba. Brett Anderson'un grubun glam tarzında çalışmasının da raslantısal olduğunu söylüyor.

Suede bugününde oturtuğu ve kesinlikle rastlantısallığın kaygınlığını taşımayan sağlam temelleri ve cesur tavrı ile yarın hakkında insana oldukça inandırıcı bir selam veriyor.


Dipnot:

1)Mick Ronson kişiliği oldukça önemli, 'Ziggy Stardust' dönemi David Bowie'ye tınısal alt yapıyı kuran ama sonradan uyuşturucu, içki, kısırlık üçgeni içinde unutulmuş bir sanatçı. Ronson.
2)Gençlik ve Altkültürleri Dick Hebdige. İletişim Yayınları.

Suede: Pop Endüstrisinin Şişirdiği Bir Balon

Halil Turhanlı

Çalıntı - 07 Ağustos 1993

Suede İngiliz pop basınını son aylarda göklere çıkardığı bir topluluk. Henüz ilk albümlerini gerçekleştirmeden birçok dergiye kapak olmayı başarmışlardı. Daha bir buçuk yıl önce ikinci sınıf bir "support" topluluğuydular. Adları biraz daha duyulmuş toplulukların "alt grubu" olarak küçük salonlarda çalıyorlardı. Fakat kısa sürede ulusun gözdeleri oldular. Nasıl başardılar? işte yakıcı soru...

Oysa, Suede'de yeni ve özgün olan hiçbir şey yok. Daha doğru bir deyişle, sahip oldukları her şey 1970'lerden intihal edilmiş. Yeni stil (ler) yaratmadılar. Sadece, Bowie ve Bolan'ın yıllar önce ( ses ve görüntü olarak) yarattıklarını çaldılar. (Aynca, vokalist Brett Anderson'un perçemini bir başka 1970'ler ikonundan, Bryn Ferry'den çalmış olduğunu unutmayın.) Tüm bu plagarizma bir de 1980'lerden Smiths taklitçiliğini ekleyin. (Brett Anderson, bir zamanlar Morrissey'i de eğitmiş olan Tona de Brett'den vokal dersleri almış).

Suede'nin başarısının sırrı kolay anlaşılır olması. Aklı ve belleği hiç yormaması. Hemen belleğe yerleşen imaj (gençler onları dergi kapaklarında gördüklerinde ilk bakışta aşık oldular) ve kolay akılda kalan melodik pop tonlan ( Suede'nin müziği şurup gibi tatlı ve yapışkan. 1970'lerin bir başka özelliği). Suede'in gösterişli imajı, gerçekte birçok sözümona "alternatif" ingiliz topluluğunun ortak özelliği ve grungeslacker topluluklarının "scruffy" stillerinin tam karşıtı.

Tüm aksi savlara karşın, Brett Anderson ve kumpanyasının cinsel kimlikleri de müphem değil. O dahi gayet kolay anlaşılır. Anderson, çok satan müzik dergilerinden birinde kendisini "hiç cinsel deneyim yaşamamış bir biseksüel" olarak tanımlıyor, gay klüblerine arasıra da olsa yolu düşüp düşmediği sorulduğunda ise "birçok şeyi sadece kuramsal olarak" yaptığını ve "1990'ların ürünü" olduğunu söylüyordu. Ayrıca Anderson, grunge'ı "baskıcı biçimde eril" olmakla suçluyor. Fena halde yanılıyor. Çünkü grunge, masculline fakat macho değil. (İkisi arasındaki fark bir başka yazının konusu). Üstelik, örneğin Kurt Cobain ve Bob Mould gibi grunge ikonları cinsel kimlikleri ve yerleşik erkeklik anlayışını Brett Anderson'dan çok daha fazla sorguluyorlar.

Eğer rock'ı gerçekten seviyorsanız Suede'i sevemezsiniz. Çünkü bu toplulukta hiçbir aşırılık yok. Suede, hiçbir risk almadan, elindeki bütün kartlarla çok "sağlam" oynuyor. Her şeyiyle çok temkinli, çok mutedil. Cinsellik de dahil. Aynı tavrı sizlere de öğütlüyor. "Hiçbir cinsel deneyim yaşamamış" ya da "birçok şeyi sadece kuramsal olarak" yaşamış olduğunu söyleyen Brett Anderson gerçekte post-aids cinsellik anlayışını vaz ediyor. Anderson'a inanırsanız pek fazla seçeneğiniz yok: Perhiz ya da mastürbasyon.

Suede aşırıklardan kaçınma çağına denk düşen bir topluluk. Daha doğru bir anlatımla, haz ilkesinin sıfır noktada dondurulmak istendiği bir dönemin sözcüsü. (Kısa sürede böylesine popüler olmalarına hala şaşıyormusunuz?)

Smiths, 1980'lerin en iyi satan "indie" topluluğuydu. Dagılmalarının hemen ardından İngiliz pop endüstrisi, "Smiths'den bu yana en iyi" arayışına girmişti. Daha açık bir anlatımla, bu etiketin verilebileceği bir topluluk acilen yaratılmalıydı. Önce Stone Roses geldi. Gelmeleriyle gitmeleri bir oldu. Onları Happy Mondays izledi, ingiliz pop endüstrisini temsil edebilmenin önemli bir koşulu eksikti onlarda: Snob değillerdi, tam aksine çok kabâsabaydılar. Sonra, sound'ları birbirinin aynı olmaktan başka hiçbir meziyetleri olmayan bir dizi Manchester topluluğu gelip geçti. (Fall'un diğer Manchester topluluklan arasında özel bir yeri olduğunu kabul etmeliyiz). Endüstri ve medya, pop tüketicisine her üç-dört ayda bir Smiths'in yerine koyabileceği bir "alternatif" takdim etti. Sundays, Ride, Denim ve daha niceleri... Hiçbirinin şansı Suede kadar yaver gitmedi. Kuşkusuz, bu noktada John Best adlı tanıtımcının hakkını da teslim etmek gerekiyor. Best, Suede için olağanüstü bir tanıtım kampanyası yürüttü. Nitekim, bu başarısından dolayı plak şirketlerinin sesi Music Weekly'nin yılın en iyi kampanyası ödülünü kazandı.

Suede'nin böylesine ustaca pazarlanmasının ardında bir neden daha var. ingiliz plak endüstrisi bir süredir grunge istilasına karşı barikat kurmaya çalışıyordu. Diğer bir anlatımla, Amerika'dan hayli sert esen grunge rüzgarının hızını kesecek bir dalgakırana ihtiyaç vardı. Bu da, "Smiths'den bu yana en iyi" arayışlarını hızlandırdı. Suede, dalgakıran misyonunu da üstlenmiş görünüyor, ingiliz pop basını Suede'nin son Amerika turnesinde büyük ilgi gördüğünü yazıyor. Fakat, Amerika'daki Suede dinleyicisinin Ingiltere'dekilerden de yaşça daha küçük (yirmi altı yada biraz üstü) olduğu unutulmasın. Bu kitle, grunge dinleyecisinden, slacker'lardan çok farklı. Aslında bu iki dinleyici kesiminin yollan çok önceden ayrılmıştı. Sorun, Bowie ve Iggy "iguana" Pop arasında yapılacak bir seçim sorunuydu. Bowie'yi seçenler Suede'e, tercihlerini Iggy Pop lehine yapanlar ise grunge'a vardılar.

Suede, tıpkı kendisinden önceki Smiths gibi, katışıksız bir ingiliz topluluğu. Dolayısıyla, Smiths ile birlikte onları "patriotic pop" denilen torbaya atan eleştirmenler hiç de haksız sayılmazlar. Fakat bu torbada bir süre kapalı kalmanın tehlikesi var. Çünkü, torba açıldığında içinden "jingoism" çıkıyor. O halde, işlerin nereye varabileceğini şimdiden kestirebiliriz. Örneğin, Suede bu yıl, Thatcher döneminde yıldızı pek parlayan Jonathan King'in ya da bir başka "true bule"nun (koyu muhafazakarın) elinden ingiliz plak endüstrisinin ödülü Brits Awards'u (yılın en iyi yeni topluluğu dalında) alabilir. Hatta birkaç yıl sonra Brett Anderson, ingiliz bayrağına sarınarak sahneye çıkabilir ve skinheadlerin duygularını okşayan şarkılar söyleyebilir. (Morrissey bunu iki yıl önce Londra'da bir açık hava konserinde Madness'dan önce sahneye çıktığında yapmıştı. "Union Jack"a sımsıkı sarılmış olarak (National Front Disco) adlı şarkısını söylemişti. Madness
gibi skinhead izleyicileri olan bir topluluğun konserinde yapmış olduğu için oldukça da tehlikeli bir oyundu bu).

Kimsenin hakkını yemek niyetinde değilim. Morrissey, tıpkı büyük hayranlık duyduğu Oscar Wilde gibi, bir Snob. Brett Anderson ise sadece bir dandy. Dizayn edilmiş kibir. Üstelik, Morrissey ve Marr ikilisi Anderson ve Bernard Butler ikilisinden çok daha yetenekli birer şarkı yazarıydılar.

İngiliz pop endüstrisinin gururu Suede'i sevmeyen ingilizler de var elbette. Örneğin, yıllardır radyoda sunduğu programlarında alternatif rock toplulukları arasında gerçekten en iyileri ayıklamada haklı bir ün kazanan John Peel, Suede'i hiç önemsemiyor.

Radikal Riot Grrl akımının İngiltere'deki sözcüleri anarko Huggy Bear topluluğu, Suede ile aynı plak şirketinin çatısı altında yer almak istemiyor ve bunu sözleşme koşulu olarak dayatıyor.

Suede'i bir rock topluluğu saymak olanaksız. Suede bir pop fenomeni de değil. Yalnızca endüstrinin şişirdiği bir balon. İngiliz pop basınının, endüstrinin şişirmiş olduğu bu balonu yükseklerde uçurtmasının anlaşılır nedenleri var. Hatta, Türkiye'de Walkman ya da Blue Jean gibi teenage dergilerinin bu topluluğa yer vermelerinin de anlaşılabilir nedenleri var. Anlaşılamaz olan, "Türkiye'nin tek rock dergisi"nin bu mickey mouse topluluğu çok kısa bir süre önce kapak yapmış olması. Birileri gayet şık ambalaj içinde sizlere defolu mal pazarlamak istiyor.

Dikkat edin...

Etiketler:



Eskiler | Older Post | 1 |2 |3 |4 |5 |6 |7 |8 |9 |10 |11 |12 |13 |14 |15 |16 |17 |18 |19 |20 |21 |22 |23 |24 |25 |26 |27 |28 |29 |30 |31 |32 |33 |34 |35 |36 |37 | 38 | 39 | 40 | 41 | 42 | 43 | 44

© 2006 8/1 | LovesBrett Anderson++